Numune Evler, Park Sk. NO:15 K:1 D:1, 31600 Dörtyol/Hatay

Cezaevi Yemek Borcu Nedir? Kimlerden Alınır, Ödenmezse Ne Olur?

Cezaevi yemek borcu (iaşe bedeli) nedir, kimlerden tahsil edilemez? Ödeme emrine itiraz ve iptal davası şartları hakkında bilmeniz gereken tüm hukuki detaylar.

Cezaevi yemek borcu (iaşe bedeli) nedir, kimlerden tahsil edilemez? Ödeme emrine itiraz ve iptal davası şartları hakkında bilmeniz gereken tüm hukuki detaylar.

Cezaevi yemek borcu, ceza infaz kurumunda kalan hükümlü veya tutuklu için tahakkuk ettirilen iaşe bedelini ifade eder. Uygulamada bu borç, mahkûmiyet süresince kurum tarafından yapılan beslenme giderlerinin karşılığı olarak doğar; ancak borcun “silinmesi” kendiliğinden gerçekleşen bir olgu değildir.

Cezaevi yemek borcu bakımından uygulamada, vergi dairesi tarafından her zaman 2548 sayılı Kanun’da öngörülen tahakkuk, tebligat ve ödeme gücünün araştırılması aşamalarının eksiksiz işletilmediği; buna rağmen doğrudan usulsüz olarak ödeme emri düzenlenebildiği görülmektedir. Oysa cezaevi iaşe bedelinin hukuka uygun şekilde tahsil edilebilmesi için bordro ile usulüne uygun tahakkuka, hükümlüye yapılan tebligatın hukuka aykırı olup olmadığına ve ödeme gücünün ilgili merciler aracılığıyla araştırılmasına ve kanundaki istisnaların ve usul hükümlerinin doğru uygulanmasına bağlıdır.

Bu nedenle, cezaevi yemek borcu nedeniyle ödeme emriyle karşılaşan kişilerin, borcun dayanağını, tahakkuk ve tebligat sürecini, ödeme gücü araştırmasının yapılıp yapılmadığını ve zamanaşımı süresinin dolup dolmadığını dikkatle incelemesi gerekir. Bu makalede, cezaevi yemek borcu kapsamında yapılan tahsil işlemlerinin hangi hallerde hukuka aykırı sayılabileceği ve böyle bir durumda hangi başvuru yollarının izlenmesi gerektiği açıklanacaktır.

Cezaevi İaşe Bedeli Nedir ve Kimlerden Tahsil Edilemez

Cezaevi iaşe bedeli, ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüye sağlanan günlük beslenme giderlerinin bedeli olup, kural olarak cezaevinde kalınan süreye bağlı olarak tahakkuk ettirilir. Ancak bu bedelin herkes için otomatik biçimde tahsil edilmesi mümkün değildir. 2548 sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca, işyurtlarında çalıştırılanlar ile ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedeli alınmaz.

Bu nedenle cezaevi iaşe bedeli, yalnızca soyut bir mahkûmiyet sonucu doğan sabit bir borç değildir; kişinin gelir durumu, malvarlığı, çalışma imkânı ve ceza infaz kurumundan çıktıktan sonra hayatını sürdürebilme kapasitesi dikkate alınarak yapılan somut bir değerlendirme sonucunda tahsil edilebilir. Nitekim , ödeme gücü değerlendirmesi yapılırken kişinin aktif geliri, taşınır-taşınmaz malvarlığı, banka hesapları ve sosyal/ekonomik durumu birlikte ele alınmalıdır. Bu yönüyle cezaevi iaşe bedeli, her hükümlüden koşulsuz alınan bir bedel değil; ödeme gücü bulunmayanlardan tahsil edilemeyecek, buna karşılık ödeme kudreti olduğu tespit edilen kişilerden tahsil edilebilecek bir kamu alacağı niteliğindedir.

ÖDEME GÜCÜ BULUNMAYANLARDAN CEZAEVİ İAŞE BEDELİ ALINAMAZ

Öte yandan, cezaevi iaşe bedelleri bakımından özel düzenleme niteliğindeki 2548 sayılı Kanun’un 2. maddesi açık olup, mahkûmun yiyecek bedelini ödememesi halinde öncelikle Cumhuriyet savcılığı tarafından ilgili idari merciler aracılığıyla borçlunun ödeme gücünün bulunup bulunmadığının tahkik edilmesi gerekmektedir. Kanun hükmünde, yapılan tahkikat sonunda borçlarını ödemeye muktedir olduğu anlaşılanlardan tahsil yoluna gidilebileceği, buna karşılık ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedeli alınamayacağı açıkça düzenlenmiştir.

Bu nedenle, gerekli gelir ve ekonomik durum araştırması yapılmaksızın, borçlunun ödeme gücüne ilişkin kanuni tahkik işletilmeden ve bu husus usulünce belirlenmeden cezaevi iaşe bedelinin tahsili için ödeme emri düzenlenmesi mümkün değildir. Zira bu aşamadan önce alacağın tahsil edilebilir bir kamu alacağı niteliği kazanması, özel kanunda öngörülen araştırma ve tespit sürecinin usulüne uygun biçimde tamamlanmasına bağlıdır. Ayrıca 6183 sayılı Kanun’un 37. maddesi uyarınca, özel kanunda ödeme zamanı belirlenmemiş amme alacaklarında tebliğden itibaren bir aylık ödeme süresi öngörülmekte; 55. madde uyarınca ise ancak vadesinde ödenmeyen amme alacakları için ödeme emri düzenlenebilmektedir.

Bu itibarla, 2548 sayılı Kanun’un emredici hükmü gereğince ödeme gücü bulunmadığı anlaşılan kişilerden cezaevi iaşe bedeli alınamayacağından, ödeme gücü araştırması yapılmadan ve bu araştırma sonucuna göre bir değerlendirme ortaya konulmadan düzenlenen ödeme emri hukuka aykırıdır. Bu nedenle kişinin ekonomik durumu değerlendirilmeden ve borcun tahsiline yasal dayanak oluşturacak şekilde usulüne uygun bir tespit ortaya konulmadan işlem tesis edilmesi halinde , iptal davası ile söz konusu ödeme emrinin iptali gerekmektedir.

Cezaevi yemek borcu Tahsil Edilebilmesi İçin Aranan Şartlar

2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanuna göre cezaevi iaşe bedelinin tahsili, salt borcun doğmuş olmasına değil; tahakkuk, tebligat, ödeme gücünün araştırılması ve kanunda öngörülen istisnaların doğru uygulanmasına bağlıdır. Bu çerçevede cezaevi idaresi, iaşe bedelini kural olarak her altı ayda bir bordro düzenlemek suretiyle tahakkuk ettirir; mahkûmiyet süresi altı aydan kısa olan hükümlüler bakımından ise bordro salıverilme tarihinden bir hafta önce hazırlanır ve hükümlüye tebliğ edilir. Borç ödenmediği takdirde Cumhuriyet başsavcılığı, hükümlünün ikamet ettiği yerdeki belediye, belediye teşkilatı bulunmayan yerlerde ise kaymakamlık veya nahiye müdürlüğü aracılığıyla ödeme gücünü araştırır; ödeme gücü bulunduğu anlaşılan alacaklıdan bu bedel, maliye birimleri eliyle tahsil yoluna konu edilir. Buna karşılık iş yurtlarında çalıştırılanlar ile ödeme gücü olmadığı tespit edilenler bakımından cezaevi iaşe bedeli aranamaz. Ayrıca bu alacaklar, mahkûmiyetin sona erdiği tarihten itibaren beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir; dolayısıyla cezaevi yemek borcunun hukuka uygun biçimde tahsili, yalnızca maddi borcun varlığına değil, kanuni usulün eksiksiz işletilmesine bağlıdır. Özetle;

  • Cezaevi iaşe bedeli altı ayda bir bordro ile tahakkuk ettirilir.
  • Altı aydan kısa mahkûmiyetlerde bordro, salıverilmeden bir hafta önce düzenlenir.
  • Düzenlenen bordro hükümlüye tebliğ edilir.
  • Borç ödenmezse ödeme gücü araştırılır.
  • Ödeme gücü varsa tahsil yoluna gidilir.
  • İş yurtlarında çalıştırılanlardan bedel alınmaz.
  • Ödeme gücü olmayanlardan bedel alınmaz.
  • Alacak, mahkûmiyetin bitiminden itibaren 5 yıl içinde takip edilmelidir; aksi halde zamanaşımı gündeme gelir.

Cezaevi iaşe bedelinin icra süreci nasıl gerçekleşir

Cezaevi iaşe bedeli, hükümlünün ceza infaz kurumunda kaldığı süre boyunca yararlandığı beslenme hizmetinin karşılığı olarak doğan bir amme alacağıdır; ancak bu alacağın tahsili, yalnızca borcun varlığına dayanmaz, kanunda öngörülen idari ve mali sürecin eksiksiz işletilmesini zorunlu kılar.

2548 sayılı Kanun uyarınca cezaevi idaresi, iaşe bedelini kural olarak altı ayda bir bordro düzenlemek suretiyle tahakkuk ettirir; mahkûmiyet süresi altı aydan kısa olan hükümlüler bakımından ise bordro, salıverilme tarihinden bir hafta önce hazırlanır.

Düzenlenen bordro hükümlüye tebliğ edilerek borcun varlığı ve miktarı resmî hale getirilir. Ardından, borç ödenmemişse ceza infaz kurumunun bağlı bulunduğu Cumhuriyet başsavcılığı devreye girer ve 2548 sayılı Kanun’un öngördüğü şekilde hükümlünün ödeme gücünün bulunup bulunmadığını ilgili idari merciler aracılığıyla araştırır; bu araştırma, kural olarak hükümlünün ikametgâhının bağlı olduğu belediye, belediye teşkilatı bulunmayan yerlerde ise kaymakamlık veya nahiye müdürlüğü üzerinden yürütülür. Yapılan inceleme sonucunda ödeme gücü olduğu anlaşılanlar yönünden alacak, ilgili tahsil dairesine intikal ettirilerek 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip edilir; bu aşamada tahsil dairesi borçluya ödeme emri tebliğ eder ve kamu alacağının cebrî tahsiline geçilir.

Buna karşılık, iş yurtlarında çalıştırılanlardan veya ödeme gücü olmadığı tespit edilenlerden cezaevi iaşe bedeli alınması mümkün değildir. Ayrıca bu alacaklar bakımından, mahkûmiyetin sona erdiği tarihten itibaren başlayan beş yıllık zamanaşımı süresi de gözetilmelidir. Dolayısıyla cezaevi iaşe bedelinin hukuka uygun biçimde tahsili, salt idarenin tahakkuk işlemiyle değil; bordro düzenlenmesi, tebligat, ödeme gücü araştırması, tahsil dairesine intikal, ödeme emri ve zamanaşımı denetimi gibi birbirini tamamlayan aşamaların usulüne uygun biçimde yürütülmesine bağlıdır.

cezaevi yemek borcu nasıl silinir

Cezaevi yemek borcu, kişinin cezaevinde kaldığı süre içinde kendisine verilen yemek ve iaşe hizmetinin bedelidir. Bu borcun tahsil edilebilmesi için sadece borcun var olması yeterli değildir; kanunda öngörülen işlemlerin de doğru şekilde yapılması gerekir. Öncelikle cezaevi idaresi bu bedeli bordro ile tahakkuk ettirmeli ve hükümlüye tebliğ etmelidir. Borç ödenmezse, kişinin gerçekten ödeme gücü olup olmadığı araştırılmalıdır. Ödeme gücü varsa borç tahsil edilebilir; ödeme gücü yoksa veya kişi iş yurtlarında çalışmışsa bu bedel alınamaz. Ayrıca cezaevi yemek borcunda zamanaşımı süresi de önemlidir; mahkûmiyetin bitiminden itibaren 5 yıl geçtikten sonra borç zamanaşımına uğrayabilir. Eğer borç için ödeme emri gönderilmişse, kişi bu tebliğden sonra 15 gün içinde dava yoluna başvurabilir. Bu nedenle cezaevi yemek borcunun silinip silinmeyeceği, borcun kendisinden çok, tahakkuk, tebligat, ödeme gücü araştırması ve zamanaşımı kurallarına uyulup uyulmadığına göre değerlendirilir. Özetle;

  • Cezaevi yemek borcu, cezaevinde kalınan süreye bağlı olarak doğar.
  • Bu borcun tahsil edilmesi için bordro düzenlenmesi gerekir.
  • Bordro hükümlüye tebliğ edilmelidir.
  • Borç ödenmezse ödeme gücü araştırılmalıdır.
  • Ödeme gücü varsa borç tahsil edilebilir.
  • Ödeme gücü yoksa veya kişi iş yurtlarında çalışmışsa borç alınamaz.
  • Borç, mahkûmiyetin bitiminden itibaren 5 yıl içinde takip edilmelidir.
  • Ödeme emri tebliğ edilmişse, 15 gün içinde  iptal davası dava açılmalıdır.

Cezaevi Yemek Borcu Ödenmezse Ne Olur

Cezaevi yemek borcu, yani iaşe bedeli, bir ceza ya da adli para cezası değil; 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen bir kamu alacağıdır. Bu nedenle cezaevi yemek borcu ödenmezse hapis cezası verilmez; borç, vergi dairesi veya ilgili mal müdürlüğü tarafından cebren tahsil edilir ve gerekli görülürse banka hesapları, araçlar, taşınmazlar ve diğer malvarlığı unsurları üzerine haciz uygulanabilir. Ayrıca cezaevi yemek borcu zamanında ödenmediğinde gecikme zammı da işletilebilir. Bununla birlikte, ödeme emri tebliğ edildiği halde cezaevi yemek borcunu ödemeyen ve mal bildiriminde bulunmayan kişi hakkında, mal bildiriminde bulununcaya kadar ve en fazla üç ay süreyle hapisle tazyik yaptırımı gündeme gelebilir.

Kısaca “Cezaevi yemek borcu” ifadesiyle anlatılmak istenen borç, ceza değil kamu alacağıdır. Bu yüzden temel yaptırımlar haciz, cebri tahsil ve gecikme zammıdır; istisnai olarak mal bildiriminde bulunmama halinde hapisle tazyik gündeme gelebilir.

iaşe bedeli ile alakalı Sıkça Sorulan Sorular

iaşe bedeli herkesten tahsil edilir mi?

Hayır, herkesten tahsil edilmez. 2548 sayılı Kanun’un ilgili hükmü, yiyecek bedelinin önce tahakkuk ettirilebileceğini, ancak sonrasında kişinin ödeme gücünün araştırılacağını öngörür. Kanun metninde açıkça, “işyurtlarında çalıştırılanlar ile ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedelleri alınmaz” denilmektedir. Bu ifade çok önemlidir; çünkü cezaevi yemek borcu otomatik ve mutlak bir borç değildir. Kişinin ekonomik durumu, çalışıp çalışmadığı, gelir ve malvarlığı gibi unsurlar değerlendirilir. Ödeme kapasitesi yoksa, borcun tahsil edilmesi hukuken mümkün olmayabilir. Bu nedenle “cezaevinde kaldım, mutlaka borç çıkar” yaklaşımı her zaman doğru değildir; uygulama, mevzuatın öngördüğü araştırma ve değerlendirme sonucuna göre şekillenir.

Ödeme gücü olmayan mahkûmdan neden ücret alınmaz?

Çünkü kanun koyucu, yiyecek bedelinin tahsilini kişinin ekonomik imkanlarına bağlamıştır. Ceza infaz sisteminde amaç, bir yandan kamu kaynaklarının kullanımını düzenlemek, diğer yandan da kişinin ödeme gücünü aşan bir yükümlülük oluşturmayarak hakkaniyeti korumaktır. 2548 sayılı Kanun’un 2. maddesi, ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedeli alınmayacağını açıkça söyler. Bu düzenleme, kamu alacağının sırf varlığı nedeniyle herkesten körlemesine tahsil edilmeyeceğini, borcun kişinin mali durumuyla bağlantılı olduğunu gösterir. Uygulamada araştırma yapılır, ödeme kabiliyeti değerlendirilir ve buna göre işlem tesis edilir.

Cezaevi yemek bedeli ne zaman ve nasıl tahakkuk ettirilir?

2548 sayılı Kanun’a göre yiyecek bedelleri cezaevi idarelerince altı ayda bir bordro yapılarak tahakkuk ettirilir. Mahkûmiyeti altı aydan kısa süren kişiler bakımından ise bordro, salıverilmeden bir hafta önce düzenlenir. Ayrıca bordroların mahkûmlara tebliğ edilmesi gerekir. Bu, hem şeffaflık hem de savunma ve denetim imkanı açısından önemlidir. Yani kişi, hangi döneme ilişkin ne kadar yiyecek bedeli çıkarıldığını öğrenebilmelidir. Tebliğ edilmemiş, dayanağı gösterilmemiş veya usule uygun düzenlenmemiş bir tahakkuk işlemi, ayrıca hukuki tartışma konusu olabilir.

Borç ödenmezse ne olur, gecikme zammı uygulanır mı?

Evet, ödeme süresi içinde ödenmemesi halinde gecikme zammı gündeme gelebilir. Tahsilat Genel Tebliği’nde, 2548 sayılı Kanun kapsamında tahsili gereken yiyecek bedelleri için kanunda ayrıca bir ödeme süresi bulunmadığından, borçlulara alma haberli bir yazı tebliği ile 6183 sayılı Kanun’un 37. maddesine göre 1 aylık ödeme süresi verilmesi gerektiği belirtilmektedir. Tebliğ ayrıca, süresinde ödenmeyen alacakların gecikme zammına tabi olduğuna işaret eder. Bu nedenle, borcun tebliği geldiğinde süreye dikkat edilmesi çok önemlidir. Süresinde ödeme yapılmazsa kamu alacağı daha ağır bir mali sonuca dönüşebilir.

Cezaevi yemek borcu için yapılan hesaplamaya itiraz edilebilir mi?

Evet, usulsüz tahakkuk, yanlış kişi adına borç çıkarılması, yanlış dönem hesabı, tebliğ eksikliği veya ödeme gücünün yanlış değerlendirilmesi gibi durumlarda itiraz ve dava yolları gündeme gelebilir. Uygulamada önce idareye başvuru, hesaplama düzeltme talebi ve gerekiyorsa idari yargı yolları değerlendirilir. Burada önemli olan, somut işlemin niteliğidir; çünkü tahakkuk işlemi, tebliğ, tahsilat yazısı ve sonrasındaki uygulamalar farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.


Cezaevi İaşe Bedeli İptali Örnek Dava Dilekçesi

Adli Yardım Taleplidir.
Duruşma Taleplidir.
Yürütmeyi Durdurma Taleplidir.

ŞANLIURFA NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİNE

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI : Şanlıurfa Defterdarlığı (Detsis:99251499)
Düzenleme Tarihi :
Ana Takip Dosya Numarası :
Ödeme Emri Tutarı :
Tebliğ Tarihi :

TALEP KONUSU : Adli Yardım Talebimizin kabulü ile Göbeklitepe Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından gönderilen yukarıda içeriği yazılı olan, ancak yasal dayanağı olmayan ve açıkça hukuka aykırı nitelik arzeden yiyecek bedeli ödeme emrinin duruşma açılarak iptali ve idarece ödeme emrine yönelik takip işlemlerinin yapılmasının telafisi güç ve imkansız zararlara yol açma ihtimali nedeniyle nihai karar verilinceye kadar öncelikle “yürütmenin durdurulması” kararının verilmesi ve ödeme emrinin duruşma açılarak iptali istemli dava dilekçesidir.

ADLİ YARDIM TALEBİNE
İLİŞKİN AÇIKLAMA :
Müvekkilim uzun süredir cezaevinde bulunmaktadır. Bu manada fiili bir ekonomik gücü yoktur. Müvekkilin mameleğinde menkul ya da gayrimenkul hiçbir değer bulunmamaktadır. Müvekkilin hiçbir geliri olmamakla birlikte hiçbir malvarlığı da bulunmamaktadır. Dahası cezaevinde kaldığı süre boyunca da herhangi bir geliri olmamıştır. Kendisinin ödeme gücü bulunmamaktadır. Dolayısıyla yargılama giderlerini karşılayacak maddi gücü olmadığından adli yardım talebinde bulunmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT : 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 2. maddesinde; “Her mahkûm cezaevinde bulunduğu müddetçe yiyecek bedelini ödemeye mecburdur.

Bu yiyecek bedelleri cezaevleri idarelerince altı ayda bir bordro yapılarak tahakkuk ettirilir. Mahkûmiyetleri altı aydan asağı olan mahkûmlara ait bordrolar salıverilecekleri tarihten bir hafta evvel yapılır. Bordrolar mahkûmlara da tebliğ olunur.

Tahakkuk ettirilen yiyecek bedelleri mahkûmlar tarafından ödenmezse, Cumhuriyet Müddeiumumilikleri tarafından kendilerinin ikametgahı belediyeleri ve belediye teşkilatı olmıyan yerlerde bağlı bulundukları kaymakam veya nahiye müdürlükleri marifetiyle borçlarını ödemeye muktedir olup olmadıkları tahkik olunur.

İktidarları anlaşıldığı halde borçlarını ödemiyenlerden Cumhuriyet Müddeiumumiliklerinin iş’arı üzerine Maliye dairelerince Tahsili Emval Kanunu hükümleri tatbik olunarak borçlar tahsil olunur.

Yiyecek bedellerinden doğan alacaklar mahkûmiyetin hitamı tarihinden başlamak üzere beş senelik müruruzamana tabidir. İsyurtlarında çalıştırılanlar ile ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedelleri alınmaz.” hükmü bulunmaktadır.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 37. maddesinde, amme alacaklarının hususi kanunlarında belli edilen zamanlarda ödeneceği, hususi kanunlarında ödeme zamanı tesbit edilmemiş amme alacaklarının Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödeneceği, bu ödeme müddetinin son gününün amme alacağının vadesi olduğu, amme borçlusunun isterse borcunu belli zamanlardan öncede ödeyebileceği kuralı getirilmiştir.

6183 sayılı Yasanın 55. maddesi; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun “bir ödeme emri” ile tebliğ olunacağı, 58. maddesi de kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan idare/vergi mahkemesi nezdinde itirazda bulunabileceği hükmüne amirdir.

AÇIKLAMALAR :

Müvekkilin yiyecek bedelini ödeme gücü bulunmadığı için böyle bir borcu yoktur. Ayrıca ödeme emri düzenlenebilmesi için kamu alacağının kesinleşmiş olması gerekmektedir. Oysa kamu alacağı hukuka uygun olarak kesinleştirilmeden doğrudan ödeme emri düzenlenmiş olup bu durum açıkça hukuka aykırıdır. Şöyle ki:

1-) Mevzuat Gereği Olarak Bordro Yapılmak Suretiyle Tahakkuk Ettirilmeden Düzenlenen Ödeme Emri Hukuka Aykırıdır

Yukarıda yer verilen 2548 sayılı Kanun hükmünde açıkça düzenlendiği üzere, yiyecek bedellerinin cezaevi idarelerince altı ayda bir düzenlenecek bordroya bağlanması gerekir. Öte yandan, bu bordronun mahkuma tebliği de şart koşulmuştur. Kanunun bu uygulamasının bir amacı olduğu açıktır. Zira mahkum, kendisine tebliğ olunacak bordroyu inceleyerek bu konuda bir itirazının olup olmadığını idareye bildirmek isteyebilir. Bu bordroda yer alan bilgiler (verilen yemeğin çeşidi, masraf kalemleri vs.) gerçeği yansıtmıyor ya da eksik olabilir. Ancak müvekkile böyle bir bordro tebliğ edilmemiştir. 6 ayda bir düzenlenmesi gereken bordro müvekkile tebliğ olmuş olsaydı bu itirazlarını bildirme şansına sahip olacaktı. Aradan geçen uzun süreden sonra bu incelemenin yapılıp itirazın bildirilmesi artık fiilen mümkün değildir.

Dolayısıyla anılan mevzuat uyarınca bordro yapılmak suretiyle tahakkuk ettirilmeden düzenlenen dava konusu ödeme emri hukuka ve mevzuata aykırı olduğundan iptali gerekir.

2-) Sosyal ve Ekonomik Durum Araştırması Yapılmadan Düzenlenen Ödeme Emri Hukuka Aykırıdır.

Yine Kanunda açıkça düzenlendiği üzere yeme içme bedellerinin vergi dairesince takibinin yapılabilmesi için öncelikle kişinin sosyal ve ekonomik durum araştırmasının yapılması ve eğer ödeme gücü yoksa ödeme emrinin düzenlenmemesi gerekmektedir.

Ayrıca, gerekli araştırma yapılmış olsaydı, müvekkilimin dava konusu ödeme emrindeki bedeli ödeyecek maddi gücünün de bulunmadığı, dolayısıyla böyle bir borcunun olmayacağı anlaşılacaktı.

Dolayısıyla, ilgili mevzuat uyarınca gerekli araştırma yapılmadan ve müvekkilimin söz konusu yemek bedelini ödeyecek maddi gücünün olmadığı hususu da dikkate alınmadan düzenlenen dava konusu ödeme emri hukuka aykırı olduğundan iptali gerekir.

3-) 6183 Sayılı Yasa Uyarınca Usulüne Uygun Tahakkuk Ettirilmeden Düzenlenen Ödeme Emri Hukuka Aykırıdır

Öte yandan, 6183 sayılı Kanunun 37. maddesinde; amme alacaklarının hususi kanunlarda belli edilen zamanlarda ödeneceği, hususi kanunlarında ödeme zamanı tespit edilmemiş amme alacaklarının Maliye Vekaletince belirtilecek usüle göre yapılacak tebliğinden itibaren bir ay içerisinde ödeneceği, bu ödeme müddetinin son günü amme alacağının vadesi günü olduğu belirtilmiştir.

Buna göre, öncelikle usulüne uygun olarak tahakkuk ettirilen bir amme alacağı bulunmalı (somut olayda usulüne uygun tahakkuk ve tahkikat yapılmamıştır), akabinde ödeme emri düzenlenmeden önce borçluya ödeme için en az bir ay süre verilmelidir. Nitekim ödeme emrine konu amme alacakları; usulüne uygun olarak kesinleşen (tahakkuk eden) ve süresinde ödenmeyen amme alacaklarıdır.

Halbuki somut olayda usulüne uygun olarak tahakkuk yapılmadığı gibi ödeme için süre de verilmemiştir. Söz konusu borç sistemden müvekkil hesabına işlenmiştir.

Bu nedenle, 6183 sayılı Yasa uyarınca usulüne uygun tahakkuk ettirilmeden düzenlenen dava konusu ödeme emri hukuka aykırı olduğundan iptali gerekir.

4-) Kamu Alacağı Kesinleşmeden Ödeme Emri Düzenlenmiştir

Ödeme emri 6183 sayılı kanunda öngörülen cebren tahsil ve takip usullerinden birisidir ve bu haliyle, vergi dairelerinin idari işlevleriyle ilgili olarak tesis ettikleri uygulanabilir nitelikte, yükümlülerin hukukunu doğrudan etkileyen ve onların hak ve yükümlülüklerinde yenilik veya değişik yaratan irade açıklaması suretiyle tesis edilen idari işlemlerden farklılık arz etmektedir.

Kesinleşmiş amme alacağının tahsil ve takibi için düzenlenen ödeme emri, daha önce tesis edilmiş bir idari işlemin gereğinin yerine getirilmesi, başka bir ifadeyle kesinleşmiş bir kamu alacağının tahsili amacıyla tesis edilmiş idari işlemin icrasına yönelik yeni bir işlemdir.

İdarenin tek yanlı bir işlemi olması nedeniyle idari davaya konu edilebilen ödeme emri çok sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır. Bu çerçevede, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun amir hükümlerine göre ilgili kamu alacağının ödeme emri ile takip edilebilmesi için, amme alacağının usulüne uygun kesinleşmesi ve vadesinde ödenmemiş olması ile ödeme emrinden önceki sıralı işlemlerin de hukuka uygun şekilde tesis edilmiş olması gerekmektedir.

Yukarıda detaylı açıklandığı üzere, usulüne uygun olarak tahakkuk ettirilmeyen kamu alacağının kesinleştiğinden bahsedilemez.

Öte yandan, bu konuda özel kanun olan 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 2. maddesinde;
“… Tahakkuk ettirilen yiyecek bedelleri mahkûmlar tarafından ödenmezse, Cumhuriyet Müddeiumumilikleri tarafından kendilerinin ikametgahı belediyeleri ve belediye teşkilatı olmıyan yerlerde bağlı bulundukları kaymakam veya nahiye müdürlükleri marifetiyle borçlarını ödemeye muktedir olup olmadıkları tahkik olunur.

İktidarları anlaşıldığı halde borçlarını ödemiyenlerden Cumhuriyet Müddeiumumiliklerinin iş’arı üzerine Maliye dairelerince Tahsili Emval Kanunu hükümleri tatbik olunarak borçlar tahsil olunur.

Yiyecek bedellerinden doğan alacaklar mahkûmiyetin hitamı tarihinden başlamak üzere beş senelik müruruzamana tabidir.

İşyurtlarında çalıştırılanlar ile ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedelleri alınmaz.” hükmünde öngörülen usul uygulanmadan yiyecek bedellerinin tahsili için ödeme emri düzenlenemez. Cumhuriyet savcılıklarınca gelir durumu tahkikatı yapılmadan ve yapılacak tahkikat sonrası ödeme gücünün varlığı anlaşılmadan kamu alacağının kesinleştiği ileri sürülemez. Söz konusu tahkikat sonucu ödeme gücü olmadığının anlaşılması halinde yiyecek bedellerinin tahsil edilmeyeceği yasanın açık amir hükmüdür.

Davaya konu olayda ise yukarıdaki işlemler yapılmamıştır. Kanuna göre bu durumda veya yanlış bir tespitin varlığı halinde borç usulüne uygun doğmamaktadır. Dolayısıyla özel yasada öngörülen tahkikat usulü uygulanmadan kamu alacağı kesinleşmeyeceğinden söz konusu alacak için ödeme emri düzenlenmesi hukuka aykırı olup iptali gerekir.

5-) Müvekkilim uzun süredir cezaevinde bulunmaktadır. Bu manada fiili bir ekonomik gücü yoktur. Müvekkilin mameleğinde menkul ya da gayrimenkul hiçbir değer bulunmamaktadır. Müvekkilin hiçbir geliri olmamakla birlikte hiçbir malvarlığı da bulunmamaktadır. Dahası cezaevinde kaldığı süre boyunca da herhangi bir geliri olmamıştır. Bu itibarla yasanın hiçbir buyruğu ikmal edilmeden gönderilen ödeme emri kabul edilemez. “Borcum yoktur” kapsamında olan bu vaziyet sebebiyle mezkur işlemin iptali suretiyle kaldırılması gerekmektedir.

6-) Yürütmenin Durdurulması İstemine İlişkin Olarak

Alacaklı kamu idaresinin tek taraflı idare açıklaması ile düzenlenen, kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem niteliğinde olan ödeme emrine karşı dava açma hakkının varlığı, cebri icra sürecinin başındayken ortaya çıkabilecek ve sonuçları kişisel bakımdan bir hayli ağır olabilecek hukuka aykırılıkları gidermek bakımından son derece önemlidir. Kamu hukukunda bir alacağın hukuken doğabilmesi, kanunlarda düzenlenen kurallara uygun olarak işlem tesisi ve bu işlemin yine usulüne uygun olarak ilgilisine duyurulması ile olur. Maddi olayda kanuna ve usule uygun şekilde kesinleşmiş ve vadesinde ödenmemiş bir borcun varlığından bahsedilemeyeceğinden, takip ve tahsili cihetiyle düzenlenen dava konusu ödeme emri açıkça hukuka aykırı olup, kendisinin de düzenli bir gelirinin olmadığı müvekkilin durumu dikkate alındığında cebri takip işlemlerine devam edilmesi maddi açıdan telafi güç veya imkansız zararlar doğuracağı da Mahkemenizin takdirindedir.

HUKUKİ NEDENLER : 2548 sayılı Kanun, 2576, 2577, 2575 Sayılı Kanun ile sair İlgili Mevzuat.

SONUÇ VE TALEP : Yukarıda açıklanan ve Mahkemenizce re’sen belirlenecek hususlar dikkate
alınarak;

1-) Adli yardım talebimizin kabulüne,

2-) Dava konusu ( ) düzenleme tarihli ( )Ana Takip Dosya nolu ödeme emrinin duruşma açılarak iptaline; öncelikle dava sonuna kadar yürütmenin durdurulmasına,

3-) Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. 31/01/2025

                                                                                                                          Davacı Vekili 
                                                                                                                             e-İmzalıdır

EK: Vekaletname, Dava konusu Ödeme Emri ve Örnek Kararlar


Call Now Button