Ceza Hukuku
Cezaevi Yemek Borcu Nedir? Kimlerden Alınır, Ödenmezse Ne Olur?

Cezaevi yemek borcu, ceza infaz kurumunda kalan hükümlü veya tutuklu için tahakkuk ettirilen iaşe bedelini ifade eder. Uygulamada bu borç, mahkûmiyet süresince kurum tarafından yapılan beslenme giderlerinin karşılığı olarak doğar; ancak bu borcun “silinmesi” kendiliğinden gerçekleşebilecek durum değildir. Hukuki koşulların varlığı halinde bu borcun iptal olması mümkündür.
Kısaca cezaevi yemek borcu (iaşe bedeli)
- Ceza infaz kurumunda kalınan süre için tahakkuk ettirilen yiyecek bedelidir; dayanağı 2548 sayılı Kanun’un 2. maddesidir.
- İşyurtlarında çalıştırılanlardan ve ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan alınmaz.
- Tahsil için bordro düzenlenmesi, bordronun tebliği ve ödeme gücü araştırması gerekir.
- Alacak, mahkûmiyetin sona erdiği tarihten itibaren beş yıllık zamanaşımına tabidir.
- Ödeme emrine karşı tebliğden itibaren 15 gün içinde dava açılabilir.
- Ödenmezse hapis cezası verilmez; haciz ve gecikme zammı gündeme gelir.
- Tahsil dairesine devredilen borç için ödeme güçlüğü varsa 36 ayı geçmemek üzere tecil ve taksit istenebilir.
Cezaevi İaşe Bedeli Nedir ve Kimlerden Tahsil Edilemez
Hükümlünün ceza infaz kurumunda kaldığı her gün için karşılanan beslenme giderine cezaevi iaşe bedeli denir; bu bedel kural olarak cezaevinde geçirilen süre esas alınarak tahakkuk ettirilir. Ancak bu bedel herkesten istenmez: 2548 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre işyurtlarında çalıştırılan hükümlüler ve ödeme gücünün bulunmadığı anlaşılan kişiler yiyecek bedeli ödemez.
Bu istisna kanuna sonradan eklenmiştir: İşyurtlarında çalışanları ve ödeme gücü bulunmayanları bu bedelden muaf tutan kural, maddeye 2001 yılındaki değişiklikle girmiştir. Beslenme hizmetinin kendisi ise bir tercih değil, devletin yükümlülüğüdür: Hükümlünün sağlığını ve genel iyiliğini korumak için onu beslemek devlete düşen bir görevdir.
Bu nedenle cezaevi iaşe bedeli, yalnızca soyut bir mahkûmiyet sonucu doğan sabit bir borç değildir; kişinin gelir durumu, malvarlığı, çalışma imkânı ve ceza infaz kurumundan çıktıktan sonra hayatını sürdürebilme kapasitesi dikkate alınarak yapılan somut bir değerlendirme sonucunda tahsil edilebilir.
Nitekim , ödeme gücü değerlendirmesi yapılırken kişinin aktif geliri, taşınır-taşınmaz malvarlığı, banka hesapları ve sosyal/ekonomik durumu birlikte ele alınması gerekmektedir. Bu yönüyle cezaevi iaşe bedeli, her hükümlüden koşulsuz alınan bir bedel değil; ödeme gücü bulunmayanlardan tahsil edilemeyecek, buna karşılık ödeme kudreti olduğu tespit edilen kişilerden tahsil edilebilecek bir kamu alacağı niteliğindedir.
Ödeme Gücü Bulunmayanlardan Cezaevi İaşe Bedeli Alınamaz
Öte yandan, cezaevi iaşe bedelleri bakımından Cumhuriyet savcılığının, ilgili idari merciler aracılığıyla borçlunun ödeme gücü olup olmadığını araştırması gerekir. Kanun bu konuda nettir: Araştırma sonunda borcunu ödeyebilecek durumda olduğu anlaşılan kişiden tahsilat yapılabilir, ödeme gücü bulunmadığı anlaşılan kişiden ise yiyecek bedeli alınamaz.
Dolayısıyla borçlunun geliri ve ekonomik durumu araştırılmadan, ödeme gücüne dair kanuni tahkik yapılmadan ve sonuç usulüne göre tespit edilmeden cezaevi iaşe bedeli için ödeme emri çıkarılamaz. Zira bu aşamadan önce alacağın tahsil edilebilir bir kamu alacağı niteliği kazanması, özel kanunda öngörülen araştırma ve tespit sürecinin usulüne uygun biçimde tamamlanmasına bağlıdır.
Bu itibarla, 2548 sayılı Kanun’un emredici hükmü gereğince ödeme gücü bulunmadığı anlaşılan kişilerden cezaevi iaşe bedeli alınamayacağından, ödeme gücü araştırması yapılmadan ve bu araştırma sonucuna göre bir değerlendirme ortaya konulmadan düzenlenen ödeme emri hukuka aykırıdır. Bu nedenle kişinin ekonomik durumu değerlendirilmeden ve borcun tahsiline yasal dayanak oluşturacak şekilde usulüne uygun bir tespit ortaya konulmadan işlem tesis edilmesi halinde , iptal davası ile söz konusu ödeme emrinin iptali gerekmektedir.
Öğretide de gelir imkânı tanınmadan hükümlüden ödeme beklenmesi eleştirilmektedir: “Hükümlüye kabul edilebilir bir gelir kaynağı sağlama şansı verilmeksizin harcama yapmasının beklenmesi hukuk devletine zarar verici esas kısmı oluşturmaktadır.”1 Kamu hizmetleri karşılığında bedel alınırken de aynı ilke geçerlidir: “ödeme gücü bulunmayan kişilerin durumunun özel olarak değerlendirilmesi ve gerekirse bunlardan hiçbir şekilde karşılık alınmaması sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir.”2
Cezaevi Yemek Borcu Tahsil Edilebilmesi İçin Aranan Şartlar
Borcun doğmuş olması, cezaevi iaşe bedelinin tahsili için tek başına yetmez; tahakkuk, tebligat ve ödeme gücü araştırması yapılmalı, usul hükümleri de doğru uygulanmalıdır. Bu çerçevede cezaevi idaresi, iaşe bedelini kural olarak her altı ayda bir bordro düzenlemek suretiyle tahakkuk ettirir; mahkûmiyet süresi altı aydan kısa olan hükümlüler bakımından ise bordro salıverilme tarihinden bir hafta önce hazırlanır ve hükümlüye tebliğ edilir.
Borç ödenmediği takdirde Cumhuriyet başsavcılığı, hükümlünün ikamet ettiği yerdeki belediye, belediye teşkilatı bulunmayan yerlerde ise kaymakamlık veya nahiye müdürlüğü aracılığıyla ödeme gücünü araştırır; ödeme gücü bulunduğu anlaşılan alacaklıdan bu bedel, maliye birimleri eliyle tahsil yoluna konu edilir. İş yurtlarında çalıştırılan ya da ödeme gücünün olmadığı tespit edilen kişilerden ise cezaevi iaşe bedeli istenemez. Ayrıca bu alacaklar, mahkûmiyetin sona erdiği tarihten itibaren beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir; dolayısıyla cezaevi yemek borcunun hukuka uygun biçimde tahsili, yalnızca maddi borcun varlığına değil, kanuni usulün eksiksiz işletilmesine bağlıdır. Özetle;
- Cezaevi iaşe bedeli altı ayda bir bordro ile tahakkuk ettirilir.
- Altı aydan kısa mahkûmiyetlerde bordro, salıverilmeden bir hafta önce düzenlenir.
- Düzenlenen bordro hükümlüye tebliğ edilir.
- Borç ödenmezse ödeme gücü araştırılır.
- Ödeme gücü varsa tahsil yoluna gidilir.
- İş yurtlarında çalıştırılanlardan bedel alınmaz.
- Ödeme gücü olmayanlardan bedel alınmaz.
- Alacak, mahkûmiyetin bitiminden itibaren 5 yıl içinde takip edilmelidir; aksi halde zamanaşımı gündeme gelir.
Cezaevi İaşe Bedelinin İcra Süreci Nasıl Gerçekleşir
Hükümlü, ceza infaz kurumunda kaldığı sürece beslenme hizmetinden yararlanır ve cezaevi iaşe bedeli bu hizmetin karşılığı olan bir amme alacağı olarak doğar. Yine de borcun var olması tahsil için yeterli sayılmaz; kanunun öngördüğü idari ve mali adımların hepsinin eksiksiz atılması gerekir.
2548 sayılı Kanun uyarınca cezaevi idaresi, iaşe bedelini kural olarak altı ayda bir bordro düzenlemek suretiyle tahakkuk ettirir; mahkûmiyet süresi altı aydan kısa olan hükümlüler bakımından ise bordro, salıverilme tarihinden bir hafta önce hazırlanır.
Hazırlanan bordronun hükümlüye tebliğiyle birlikte borcun varlığı ve tutarı resmîleşir. Ardından, borç ödenmemişse ceza infaz kurumunun bağlı bulunduğu Cumhuriyet başsavcılığı devreye girer ve 2548 sayılı Kanun’un öngördüğü şekilde hükümlünün ödeme gücünün bulunup bulunmadığını ilgili idari merciler aracılığıyla araştırır; bu araştırma, kural olarak hükümlünün ikametgâhının bağlı olduğu belediye, belediye teşkilatı bulunmayan yerlerde ise kaymakamlık veya nahiye müdürlüğü üzerinden yürütülür. Yapılan inceleme sonucunda ödeme gücü olduğu anlaşılanlar yönünden alacak, ilgili tahsil dairesine intikal ettirilerek 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip edilir; tahsil dairesi bu noktada borçluya ödeme emri gönderir ve alacak, kamu alacağı olarak zorla tahsil edilmeye başlanır.
Buna karşılık, iş yurtlarında çalıştırılanlardan veya ödeme gücü olmadığı tespit edilenlerden cezaevi iaşe bedeli alınması mümkün değildir. Ayrıca bu alacaklar bakımından, mahkûmiyetin sona erdiği tarihten itibaren başlayan beş yıllık zamanaşımı süresi de gözetilmelidir. Dolayısıyla cezaevi iaşe bedelinin hukuka uygun biçimde tahsili, salt idarenin tahakkuk işlemiyle değil; bordro düzenlenmesi, tebligat, ödeme gücü araştırması, tahsil dairesine intikal, ödeme emri ve zamanaşımı denetimi gibi birbirini tamamlayan aşamaların usulüne uygun biçimde yürütülmesine bağlıdır.
Cezaevi Yemek Borcu Nasıl Sorgulanır
Cezaevi yemek borcu, ödeme gücü araştırmasından sonra tahsil dairesine (vergi dairesi veya mal müdürlüğü) bildirilir ve 6183 sayılı Kanun’a göre takip edilir. Bu aşamadan sonra borcun tutarı ve dönemi; e-Devlet’teki Gelir İdaresi Başkanlığı borç sorgulama hizmetinden, Dijital Vergi Dairesi’nden ya da ödeme emrini gönderen tahsil dairesine başvurularak öğrenilebilir.
Henüz tahsil dairesine bildirilmemiş bir tahakkuk varsa, kişinin kaldığı ceza infaz kurumuna veya infaz işlemlerini yürüten Cumhuriyet Başsavcılığına başvurularak hangi döneme ait ne kadar yiyecek bedeli çıkarıldığı sorulabilir. Ödeme emri tebliğ edilmişse tebliğ tarihini mutlaka not edin; itiraz ve dava süreleri o tarihten itibaren işlemeye başlar.
Cezaevi Yemek Borcu Nasıl Silinir
Kısaca cezaevi yemek borcu, kişiye cezaevinde kaldığı süre boyunca sağlanan yemek ve iaşe hizmetinin karşılığıdır. Ancak idare, borç var diye doğrudan tahsilata geçemez; önce kanunda sayılan işlemleri doğru şekilde yapmak zorundadır. Öncelikle cezaevi idaresi bu bedeli bordro ile tahakkuk ettirmeli ve hükümlüye tebliğ etmelidir. Borç ödenmezse, kişinin gerçekten ödeme gücü olup olmadığı araştırılmalıdır. Ödeme gücü varsa borç tahsil edilebilir; ödeme gücü yoksa veya kişi iş yurtlarında çalışmışsa bu bedel alınamaz. Ayrıca cezaevi yemek borcunda zamanaşımı süresi de önemlidir; mahkûmiyetin bitiminden itibaren 5 yıl geçtikten sonra borç zamanaşımına uğrayabilir. Borç için ödeme emri gönderildiyse, tebliğden itibaren 15 gün içinde dava yoluna gidilebilir. Bu yüzden cezaevi yemek borcunun silinip silinmeyeceğini belirleyen şey borcun kendisinden çok, tahakkuk, tebligat, ödeme gücü araştırması ve zamanaşımı kurallarına uyulup uyulmadığıdır. Özetle;
- Cezaevi yemek borcu, cezaevinde kalınan süreye bağlı olarak doğar.
- Bu borcun tahsil edilmesi için bordro düzenlenmesi gerekir.
- Bordro hükümlüye tebliğ edilmelidir.
- Borç ödenmezse ödeme gücü araştırılmalıdır.
- Ödeme gücü varsa borç tahsil edilebilir.
- Ödeme gücü yoksa veya kişi iş yurtlarında çalışmışsa borç alınamaz.
- Borç, mahkûmiyetin bitiminden itibaren 5 yıl içinde takip edilmelidir.
- Ödeme emri tebliğ edilmişse, 15 gün içinde iptal davası dava açılmalıdır.
Ödeme emrine karşı dava süresi kesin bir süredir: Kanunda öngörülen on beş günlük süre, ödeme emrinin mükellefe tebliğiyle işlemeye başlar ve hak düşürücü niteliktedir; bu süre geçirilirse dava açma hakkı kaybedilir. Zamanaşımı da davada ayrıca önem taşır: Tahsil zamanaşımı dolmuş bir alacak için düzenlenen ödeme emrine karşı dava açıldığında, davacı zamanaşımını hiç ileri sürmese bile mahkeme bu durumu kendiliğinden gözetir.
Cezaevi Yemek Borcu Ödenmezse Ne Olur
Cezaevi yemek borcu (iaşe bedeli) ne bir cezadır ne de adli para cezası; hukuki niteliği, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen bir kamu alacağıdır. Bu nedenle cezaevi yemek borcu ödenmezse hapis cezası verilmez; borç, vergi dairesi veya ilgili mal müdürlüğü tarafından cebren tahsil edilir ve gerekli görülürse banka hesapları, araçlar, taşınmazlar ve diğer malvarlığı unsurları üzerine haciz uygulanabilir. Cezaevi yemek borcu zamanında ödenmezse borca gecikme zammı da eklenebilir. Bununla birlikte, ödeme emri tebliğ edildiği halde cezaevi yemek borcunu ödemeyen ve mal bildiriminde bulunmayan kişi hakkında, mal bildiriminde bulununcaya kadar ve en fazla üç ay süreyle hapisle tazyik yaptırımı gündeme gelebilir.
Kısaca “Cezaevi yemek borcu” ifadesiyle anlatılmak istenen borç, ceza değil kamu alacağıdır. Bu yüzden temel yaptırımlar haciz, cebri tahsil ve gecikme zammıdır; istisnai olarak mal bildiriminde bulunmama halinde hapisle tazyik gündeme gelebilir.
Haciz gibi cebri işlemler için önce ödeme emrinin usulüne uygun tebliği gerekir; tebliğ gerçekleşmeden borçlu hakkında icra işlemi yapılamaz.
Cezaevi Yemek Borcu Taksitlendirilebilir mi?
Evet, belirli şartlarla. Cezaevi yemek borcu tahsil dairesine (vergi dairesi veya mal müdürlüğü) devredildikten sonra 6183 sayılı Kanun’a göre takip edilen bir kamu alacağı hâline gelir. Bu Kanun’un 48. maddesi, borcunu hemen ödediğinde ödeme güçlüğüne düşecek olan borçluya, tahsil dairesine başvurarak borcun 36 ayı geçmemek üzere tecil edilmesini ve taksitle ödenmesini isteme imkânı tanır.
- Başvuru yeri: Ödeme emrini gönderen vergi dairesi veya mal müdürlüğü. Dilekçede ad soyad, T.C. kimlik numarası, borcun dönemi ve istenen taksit sayısı yazılır.
- Ödeme güçlüğü: Başvuruyu destekleyen gelir durumu, çalışma durumu ve bakmakla yükümlü olunan kişileri gösteren belgeler eklenir. Taksit isteği tahsil dairesinin takdirine bağlıdır; kendiliğinden kabul edilmez.
- Tecil faizi ve teminat: Taksitlendirilen borca tecil faizi uygulanır. Borç belirli bir tutarı aşıyorsa teminat da istenebilir.
- Taksitlerin aksatılması: Taksitler zamanında ödenmezse tecil bozulabilir ve kalan borç için takip kaldığı yerden devam eder.
Önemli: Taksit başvurusu ödeme emrine karşı 15 günlük dava süresini durdurmaz. Bordronun tebliğ edilmediğini, ödeme gücü araştırması yapılmadığını ya da borcun zamanaşımına uğradığını düşünüyorsanız önce dava yolunu değerlendirin. Taksit talebinin borcun kabulü gibi yorumlanma ihtimali de bulunduğundan, itiraz edilebilecek bir borç için taksit istemeden önce bu noktayı netleştirin.
Borç henüz tahsil dairesine devredilmemişse ödeme, ceza infaz kurumunun veya Cumhuriyet başsavcılığının bildirdiği hesaba yapılır; açıklama kısmına ad soyad, T.C. kimlik numarası ve bordro bilgisi yazılır. Bu aşamada taksit imkânı bulunup bulunmadığı ilgili kurumdan öğrenilmelidir. Zaman zaman çıkarılan yapılandırma kanunları da kamu alacaklarının taksitle ödenmesine imkân verebildiğinden, güncel bir düzenleme olup olmadığını tahsil dairesine sormakta yarar vardır.
İaşe Bedeli Ödeme Emrine Karşı Dava Dilekçesi
Ödeme emri kanunun öngördüğü işlemler yapılmadan düzenlendiyse iptali için dava açılabilir. Bu tür bir dava dilekçesinde genellikle şu başlıklar yer alır:
- Talepler: Adli yardım, duruşma ve yürütmenin durdurulması talepleri dilekçenin başında belirtilir.
- Ödeme emri bilgileri: Düzenleme tarihi, takip dosya numarası, tutar ve tebliğ tarihi eksiksiz yazılır.
- Bordro ve tebliğ eksikliği: Altı ayda bir düzenlenmesi gereken bordronun hükümlüye tebliğ edilmediği ileri sürülür.
- Ödeme gücü araştırması: Cumhuriyet başsavcılığınca ödeme gücü araştırılmadan ödeme emri düzenlendiği açıklanır.
- Ödeme süresi ve kesinleşme: Bir aylık ödeme süresi verilmeden ve alacak usulüne uygun kesinleşmeden ödeme emri gönderildiği belirtilir.
- Zamanaşımı: Mahkûmiyetin bitiminden itibaren beş yıl geçmişse bu durum ayrıca gösterilir.
Dava açmak tahsilatı kendiliğinden durdurmaz: Mahkeme bir karar vermedikçe idare, ödeme emrine dayanarak tahsilata devam edebilir. Bu nedenle yürütmenin durdurulması talebi dilekçede ayrıca yer almalıdır.
Dilekçenin tam metnini, alanların nasıl doldurulacağını anlatan bir rehberle birlikte iaşe bedeli ödeme emri iptal dilekçesi örneği sayfasında paylaştık.
İaşe Bedeli Hakkında Sık Sorulan Sorular
Cezaevi iaşe bedeli taksitlendirmek mümkün müdür?
Borç tahsil dairesine devredildiyse, ödeme güçlüğünü belgeleyen borçlu 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesine göre vergi dairesinden veya mal müdürlüğünden 36 ayı geçmeyecek şekilde tecil ve taksit isteyebilir. Taksitlendirilen borca tecil faizi uygulanır. Borca itirazınız varsa taksit istemeden önce ödeme emrine karşı 15 günlük dava süresini gözetin.
İaşe bedeli herkesten tahsil edilir mi?
Hayır, herkesten tahsil edilmez. 2548 sayılı Kanun’un ilgili hükmü, yiyecek bedelinin önce tahakkuk ettirilebileceğini, ancak sonrasında kişinin ödeme gücünün araştırılacağını öngörür. Kanun metninde açıkça, “işyurtlarında çalıştırılanlar ile ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedelleri alınmaz” denilmektedir. Bu araştırmada kişinin çalışıp çalışmadığı, geliri ve malvarlığı gibi sorulara cevap aranır; ödeme kapasitesi yoksa borcun tahsil edilmesi hukuken mümkün olmayabilir.
Ödeme gücü olmayan mahkûmdan neden ücret alınmaz?
Çünkü kanun koyucu, yiyecek bedelinin tahsilini kişinin ekonomik imkânlarına bağlamıştır. 2548 sayılı Kanun’un 2. maddesi, ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedeli alınmayacağını açıkça söyler. Bir kamu alacağı var diye herkesten tahsilat yapılmaz; borç, kişinin mali durumuyla doğrudan bağlantılıdır.
Cezaevi yemek bedeli ne zaman ve nasıl tahakkuk ettirilir?
2548 sayılı Kanun’a göre yiyecek bedelleri cezaevi idarelerince altı ayda bir bordro yapılarak tahakkuk ettirilir. Mahkûmiyeti altı aydan kısa süren kişiler bakımından bordro, salıverilmeden bir hafta önce düzenlenir. Bordroların mahkûmlara tebliğ edilmesi gerekir; tahakkuk tebliğ edilmemişse ya da usule aykırı düzenlenmişse bu durum hukuki tartışmaya yol açabilir.
Borç ödenmezse gecikme zammı uygulanır mı?
Evet, ödeme süresi içinde ödenmemesi hâlinde gecikme zammı gündeme gelebilir. Tahsilat Genel Tebliği’ne göre yiyecek bedelleri için borçlulara 6183 sayılı Kanun’un 37. maddesi uyarınca 1 aylık ödeme süresi verilmesi gerekir; süresinde ödenmeyen alacaklar gecikme zammına tabidir.
Cezaevi yemek borcu için yapılan hesaplamaya itiraz edilebilir mi?
Evet. Usulsüz tahakkuk, yanlış kişi adına borç çıkarılması, yanlış dönem hesabı, tebliğ eksikliği veya ödeme gücünün yanlış değerlendirilmesi gibi durumlarda itiraz ve dava yolları gündeme gelebilir. Uygulamada önce idareye başvurulup hesaplamanın düzeltilmesi istenir; gerekirse idari yargı yolu değerlendirilir.
Cezaevi yemek borcu kaç yılda zamanaşımına uğrar?
Yiyecek bedelinden doğan alacaklar, mahkûmiyetin sona erdiği tarihten itibaren beş yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre geçtikten sonra gönderilen ödeme emrine karşı zamanaşımı gerekçesiyle dava açılabilir.
Ödeme emrine karşı dava süresi ne kadardır?
Ödeme emri tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde dava açılabilir. Süre tebliğ tarihinden başladığı için bu tarihi not etmek ve beklemeden harekete geçmek önemlidir.
Cezaevi yemek borcu e-Devlet’ten sorgulanabilir mi?
Borç tahsil dairesine bildirildikten sonra e-Devlet’teki Gelir İdaresi Başkanlığı borç sorgulama hizmetinden veya Dijital Vergi Dairesi’nden görülebilir. Henüz tahsil dairesine bildirilmemiş tahakkuklar için ceza infaz kurumuna ya da infaz işlemlerini yürüten Cumhuriyet Başsavcılığına başvurulabilir.
Kaynaklar
1 Mehmet Can Karagöz, “İnfaz Hukukunda Hükümlüden Bedel Alınmasının Hukuk Devleti Açısından İrdelenmesi”, 2020, s. 10 (DergiPark). ↑
2 Ayhan Kılıç, “Mülkiyet Hakkına Bir Müdahale Aracı Olarak Cezaevi Yapı Harcının Ölçülülüğü Sorunu”, Anayasa Yargısı, 2026, 43(1), s. 514. ↑
- 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun, m. 2.
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, m. 37, 55 ve 58.
- Tahsilat Genel Tebliği.