Numune Evler, Park Sk. NO:15 K:1 D:1, 31600 Dörtyol/Hatay

Farklı Neviden Fikri İçtima Hükümleri

farkli-neviden-fikri-ictima

Farklı neviden fikri içtima, tek bir fiilin birden fazla farklı suç tipini aynı anda gerçekleştirmesi hâlinde gündeme gelir. Buradaki “farklı” ibaresi, suçların aynı türden olmamasını; yani aynı suçun tekrarı değil, ayrı suç tiplerinin tek davranışla ihlal edilmesini ifade eder. Örneğin bir atışın hem bir kişiyi yaralaması hem de başkasına ait mala zarar vermesi, tek fiilden doğan iki ayrı suç görünümünü ortaya çıkarabilir. Bu durumda kanun koyucu, failin iki ayrı suçtan ayrı ayrı cezalandırılması yerine, en ağır cezayı gerektiren suçtan sorumlu tutulmasını öngörür.

Bu kurumun temel mantığı, cezalandırmayı azaltmaktan çok, ceza adaletini tek bir fiil ekseninde toplamaktır. Zira failin iradesi ve hareketi bakımından tek bir davranış söz konusudur; fakat bu davranış birden fazla ceza normunu ihlal etmektedir. Ceza hukuku bakımından bu durumun “kaçınılmaz sonucu” her zaman çoklu ceza değildir. Tam tersine, aynı fiilden dolayı mükerrer cezalandırmayı önlemek için TCK m. 44 devreye girer.  

Fikri İçtima Nedir

Fikri, Arapça kökenli bir isim olup “akla, düşünceye dair” veya “fikir sahibi” anlamına gelmektedir. içtima  ise “toplanma, birleşme, bir araya gelme” gibi anlamlara gelmektedir. Ceza hukukumuzda benimsemiş olan genel ilkeye göre kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır. Bu durumda fiil sayısı kadar suç sayısı bulunmakta ve işlenen her suçtan failin ayrı ayrı cezalandırılması gerekmektedir. Ancak yasa koyucu tarafından düzenlenen fikri içtima hükümlerinin uygulanacağı hallerde, fail tarafından gerçekleşen eylem sonucu birden fazla suç oluşmasına rağmen failin ayrı ayrı cezalandırılmadığı durumlar oluşabilecektir. Bu durumda “fikri içtima” hükümleri uygulanacaktır. 

  • Fikri içtima “kaç tane fiil varsa o kadar suç o kadar da ceza vardır kuralının istinasıdır. Bu durumda fail gerçekleştirdiği fiil nedeniyle ancak bir defa cezalandırılmaktadır.
  • Zarar suçu ve tehlike suçları arasındaki suçların içtimai noktası önem arz etmektedir. Bu hallerde  fail, gerçekleştiği fiil ile hem zarar suçunun hem de tehlike suçunun oluşumuna sebep vermiş ise öncelikle zarar suçundan sorumlu olacaktır. Ancak zarar suçundan ötürü bir cezasızlık söz konusu ise (şikayetten vazgeçme vs.) bu durumda fail tehlike suçundan sorumlu olacaktır. Örnek olarak; Failin alkollü olarak araç kullanması sonucu trafik kazası meydana gelmiş ve bir kişinin yaralanmasına sebebiyet vermiş ise daha sonra mağdurun şikayetten vazgeçmesi halinde, fail her ne kadar fail taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasa da trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçundan cezalandırılacaktır. 
  • Fikri içtima suçlarında görevli mahkeme, daha fazla cezayı gerektiren suça bakacak olan mahkemedir.
  • Fikri içtima suçlarında yetkili mahkeme ağır suçun işlendiği yer mahkemesidir.

farklı neviden fikri içtima şartları

tek fiil

Fikri içtimaın ilk ve en kritik şartı, tek bir fiil bulunmasıdır. Buradaki fiil, yalnızca doğal anlamda bedensel hareket olarak değil, hukuki anlamda tek davranış olarak da anlaşılır. Yani failin dış dünyaya yansıyan eylem zinciri doğal olarak birden fazla hareket içerebilir; ancak bu hareketler hukuki değerlendirme bakımından tek bir bütün oluşturuyorsa, fiilin tekliğinden söz edilir. Bu nedenle tek fiil, salt fiziksel hareket sayısı ile değil, normatif bütünlük ile belirlenir.

Ceza Genel Kurulu ve daire kararlarında da tek fiilin belirlenmesinde, davranışların zaman, yer, irade, amaç ve dış dünyadaki birliktelik unsurları dikkate alınır. Bir fiilin tek sayılması için hareketlerin kesintisiz, aynı irade doğrultusunda ve aynı icra planı içinde gerçekleşmesi önemlidir. Örneğin tek bir tetiğin çekilmesi, bir kişinin yaralanmasına ve aynı atışın camı kırarak mala zarar vermesine yol açıyorsa, burada hukuken tek fiil bulunduğu kabul edilebilir.

Birden Fazla Farklı Suçun Oluşması

İkinci şart, tek fiilin birden fazla farklı suç tipini doğurmasıdır. Aynı suçun temel şekli ile nitelikli şekli arasında kalan durumlar, çoğu kez “farklı suç” değil, aynı suçun değişik görünümü sayılır. Bu nedenle fikri içtima uygulamasında suçların gerçekten farklı hukuki değerleri koruması ve ayrı normları ihlal etmesi gerekir.

Bu ayrım önemlidir; çünkü kimi zaman olayda görünüşte birden fazla suç varmış gibi dursa da, aslında bunlardan biri diğerinin unsuru, ağırlaştırıcı nedeni ya da doğal sonucu olabilir. Böyle hâllerde öncelikle bileşik suç veya görünüşte içtima değerlendirilir. Fikri içtima, bu aşamalardan sonra gündeme gelen bir hükümdür.

En ağır cezayı geretiren suçtan cezalandırılma

TCK m. 44, birden fazla suç doğduğunda bunların hepsinin cezalandırılmasını değil, en ağır cezayı gerektiren suçun esas alınmasını öngörür. Burada ölçüt, kanuni yaptırımın ağırlığıdır. Hapis cezasının süresi, türü, alt ve üst sınırları, adli para cezası olup olmaması gibi unsurlar değerlendirilir. Kanun koyucunun tercih ettiği sistem, cezanın yığılması değil, cezaların erimesi mantığıdır.

Bu nedenle fail, tek fiiliyle iki normu ihlal etse bile, yalnızca daha ağır yaptırımı olan suçtan cezalandırılır. Bunun arkasında üç temel düşünce vardır:

  • Non bis in idem: Aynı fiil için birden fazla cezalandırma yapılmaması,

  • Kusur ilkesine uygunluk: Failin tek hareketinin tek bir ceza değerlendirmesi içinde karşılanması,

  • Orantılılık: Tek fiile karşılık aşırı ceza birikiminin önlenmesi.

Doğal Anlamda Fiil ile Hukuki Anlamda Fiil Arasındaki Fark

Fikri içtima tartışmalarında en önemli mesele, “tek fiil” kavramının nasıl anlaşılacağıdır. Doğal anlamda fiil, somut bedensel hareketi ifade eder. Örneğin silahı doğrultup tetiği çekmek, yumruk atmak, bir mesaj göndermek veya tek bir belgeyi kullanmak gibi. Buna karşılık hukuki anlamda fiil, bir veya birden çok doğal hareketin ceza hukuku bakımından tek davranış olarak değerlendirilmesidir.

Bu ayrım, uygulamada çok önemlidir. Çünkü bazı olaylarda dışarıdan bakıldığında birden çok hareket varmış gibi görünse de, bu hareketler tek bir suç planının parçası olabilir. Örneğin tek bir saldırı sırasında önce kapıya vurulması, sonra içeri girilmesi, sonra aynı saldırı iradesiyle silahın ateşlenmesi bazı hallerde tek fiil olarak kabul edilebilir. Önemli olan, hareketlerin zaman ve amaç bakımından bölünmez bütünlük göstermesidir.

Yargıtay kararlarında da tek fiilin belirlenmesinde bu normatif bakış açısı benimsenmektedir. Özellikle aynı icra hareketinin birden fazla farklı sonuca yol açması durumunda, olayın tek bir fiil mi yoksa birbirinden bağımsız fiiller mi oluşturduğuna dikkat edilir. Eğer fiiller arasında hukuki kopukluk yoksa, TCK m. 44 gündeme gelir. Eğer hareketler birbirinden bağımsızsa, artık fikri içtima değil, ayrı suçlar ve çoğu kez ayrı cezalar söz konusu olur.

Fikri İÇTİMA Hukuki Sonuçları

Farklı neviden fikri içtima, yalnızca teorik bir kurum değildir; uygulamada çok sayıda olayda belirleyici rol oynar. Özellikle silahlı saldırılar, kaza benzeri tek hareketli eylemler, kamu düzenine veya malvarlığına aynı anda zarar veren davranışlar bakımından TCK m. 44 sıkça tartışılır. Bir fiilin aynı anda hem vücut bütünlüğünü hem de malvarlığını ya da başka bir hukuki değeri zedelemesi hâlinde, mahkemenin önce olayın gerçekten tek fiil olup olmadığını saptaması gerekir. Bu saptama yapıldıktan sonra, olaydan doğan suçlar arasında en ağır yaptırımı olan belirlenir ve diğer suçlar bakımından ayrıca ceza verilmez.

Örneğin, tek bir atışla bir kişinin yaralanması ve komşu aracın camının kırılması hâlinde, bir yandan kasten yaralama, diğer yandan mala zarar verme gündeme gelebilir. Eğer olayın bütünlüğü içinde tek bir icra hareketi söz konusuysa, TCK m. 44 işletilerek daha ağır cezayı gerektiren suç esas alınır. Benzer şekilde tek bir saldırı hareketinin bir kişiyi yaralarken başka bir kişinin eşyasına zarar vermesi de aynı teknikle değerlendirilir. Bu tür örneklerde asıl soru, sonucun çokluğu değil, fiilin birliğidir.

Ancak uygulayıcı, her olayda otomatik olarak TCK m. 44’e gitmemelidir. Öncelikle görünüşte içtima, özel norm-genel norm ilişkisi, bileşik suç ve netice sebebiyle ağırlaşmış suç ihtimalleri incelenmelidir. Çünkü bazı durumlarda suçlardan biri diğerinin içinde erir; bazı durumlarda ise hukuken tek fiil değil, birbirinden bağımsız fiiller vardır. Bu ayırımı yapmadan fikri içtima uygulamak, hatalı sonuç doğurabilir.

AYNI NEVİDEN Fikri İÇTİMA İSTİİSNAİ HALLER

Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinin 3. fıkrası; “Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.” hükmünü amir kılarak, bu suçlar bakımından zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını kesin bir biçimde engellemiştir. Bu düzenleme, söz konusu suçların koruduğu hukuki değerlerin (yaşam hakkı, vücut dokunulmazlığı gibi) üstünlüğü nedeniyle “kaç mağdur varsa o kadar suç ve ceza” ilkesini baskın hale getirir. 

Ancak bu yasaklama m. 43 ile sınırlı olup, tek bir fiille birden fazla farklı suçun oluştuğu fikri içtima (TCK m. 44) durumunu kategorik olarak ortadan kaldırmaz. Örneğin, kasten öldürme ve yaralama suçlarında zincirleme suç mümkün olmasa da, failin tek bir eylemiyle hem bir kişinin ölümüne hem de bir başkasının yaralanmasına sebebiyet vermesi halinde, fiil tek olduğu için fikri içtima kuralları çerçevesinde en ağır cezayı gerektiren suç üzerinden değerlendirme yapılabilir.

 Benzer şekilde, işkence ve yağma gibi çok hareketli veya unsurlu suçlarda da “tek fiil” tespiti zor olmakla birlikte, m. 43/3’teki engel zincirleme suçla ilgili olduğundan; şayet gerçek anlamda tek bir icra hareketiyle birden fazla farklı suç tipi ihlal edilmişse, erime sistemi uyarınca m. 44’teki fikri içtima hükümlerinin uygulanması teorik ve hukuki olarak mümkündür.

Fikri İçtima Örnekleri

  • Kasten Öldürme-Mala Zarar Verme: Kasten öldürmeye teşebbüs ve mala zarar verme suçları yönünden; Sanığın mağdura yönelik yapmış olduğu atışlar nedeniyle aynı zamanda mağdurun aracının da isabet alarak zarar gördüğü ancak eylemlerinin hukuki anlamda tek bir fiil olduğu, bu fiille birden fazla farklı suçun işlendiği ve bu nedenle 5237 sayılı TCK’nun 44. maddesinde düzenlenmiş bulunan farklı nev’i den fikri içtimanın şartlarının oluştuğu anlaşıldığı halde; gerçek içtima kurallarına göre ayrıca mala zarar verme suçundan da hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 1.CD 2014/5600 E, 2015/2101 K)
  • Kasten Yaralama-Mala Zarar Verme: Oluşa ve dosya içeriğine göre, sanığın maske takıp takmama meselesi kaynaklı tartışma sonucu katılanın yüzüne yumruk vurarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralanmasına ve gözlüğünün kırılmasına sebep olduğu olayda; sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda, mala zarar verme ve kasten yaralama suçlarından cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, sanığın eyleminin hukukî anlamda tek fiil olduğu ve tek fiil ile hem kasten yaralama hem de mala zarar verme suçunun meydana geldiği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 44. maddesinde düzenlenen fikrî içtima hükümleri gereğince en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı sanık hakkında hüküm verilmesi gerektiği ve buna göre de sanığın yalnızca anılan Kanun’un 151/1. maddesi uyarınca daha ağır cezayı içeren mala zarar verme suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde iki ayrı suçtan da mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. (Yargıtay 2. Ceza Dairesi 11.03.2024 T. 2023/21035 E. 2024/4036 K.)
  • Silahla Tehdit-Genel Güvenliği Kasten Tehlikeye Sokma: Sanık …’ın eyleminin silahla tehdit ve genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçlarını oluşturduğu, 5237 sayılı TCK’nın 170/1. maddesinde; 765 sayılı Kanunun 264/7. maddesinde olduğu gibi “eylem başka suçu oluştursa bile” ayrıca ceza verileceğine ilişkin bir düzenlemenin bulunmaması ve 5237 sayılı TCK’nın 44. maddesindeki, bir fiille birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişinin en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılacağına ilişkin fikri içtima hükmü karşısında, en ağır cezayı gerektiren silahla tehdit suçundan hüküm kurulmasıyla yetinilmesi gerekirken, ayrıca genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan da hüküm kurulması suretiyle, sanık hakkında fazla cezaya hükmolunması bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 02.12.2013 T. 2011/20737 E. 2013/30305 K.)
  • Cumhurbaşkanına Hakaret-Kamu Görevlisine Hakeret:Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül ile Başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik olarak hakaret ettiği sabittir. Sanık hakkında aynı eylem nedeniyle İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2012/561 esas, 2013/440 karar sayılı ilamı ile Cumhurbaşkanına hakaret suçundan TCK’nın 299/1. maddesi uyarınca 11 ay 20 gün hapis cezası verildiği, bu cezanın TCK’nın 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilmiş ve karar temyiz edilmeden kesinleşmiştir. İş bu temyize konu dosyada ise Başbakana hakaret suçundan TCK’nın 125/3-a maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın eyleminin TCK’nın 229/1. maddesinde tanımlanan Cumhurbaşkanına hakaret ve aynı Kanunun 125/3-a maddesinde tanımlanan hakaret suçlarını oluşturduğu, TCK’nın 44. maddesi uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılması gerektiği (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 17.05.2021 T. 2021/489 E. 2021/13628 K.)

Zarar ve tehlike suçlarında fikri içtima

Sanığın gerçekleştirdiği tek fiil sonucu kanunda düzenlenen zarar ve tehlike suçları birlikte meydana gelmiş ise bu durumda zarar suçundan cezaladırılması yani fikri içtima hükümlerinin tatbik edilmesi gerekmektedir gerekmektedir. 

Sanığın sevk ve idaresindeki otomobille tek yönlü cadde üzerinde ters yönde seyri sırasında, katılan idaresindeki motosiklete çarpması sonucu katılanın nitelikli şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği olayda, sanığın 2.32 promil alkollü olarak sevk ve idare ettiği araçla yaralamalı trafik kazasına neden olması eyleminde trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarının oluştuğu; ancak, TCK’nın “Trafik güvenliğini tehlikeye sokma” başlıklı 179. maddesinin 3. fıkrasında alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olan kişinin araç kullanma hâlinin suç olarak düzenlendiği, anılan maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayda ise bir kişinin yaralanmış olması nedeniyle zarar suçunun oluştuğu, tehlike suçunun meydana gelen netice ile zarar suçuna dönüşmüş olması nedeniyle trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, T hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

Fikri İçtima Bozma Sebepleri

  • Fikri  içtima hükümlerinin uygulanması gereken suçlarda birden fazla iddianame düzenlenmiş ise davaların birleştirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle fikri içtima hükümleri uygulanmayarak birden fazla ceza verilmesi hali bozma sebebidir.
  •  Fikri içtima hükümlerinin tatbik edilmemesi gereken suçlarda fikri içtima hükümlerinin tatbik edilmesi bozma sebebidir.
  • İşlediği fiil ile zarar ve tehlikeye suçlarının oluşumuna sebebiyet veren failin sadece zarar suçundan sormlu tutulması gerekmektedir. Bu halde failin fikri içtima hükümlerine aykırı olarak her iki suç tipinden sorumlu tutulması bozma sebebidir.
  • İşlediği fiil ile bir suçun birden fazla nitelikli hali ihlal etmesi durumunda yalnızca daha fazlay cezayı gerektiren nitelikli hal ile cezalandırılması gerekirken fikri içtima kurullarına aykırı olarak her iki maddeden ayrı ayrı cezalandırılması bozma sebebidir.
Call Now Button