Trafik Kazalarında Manevi Tazminat
Trafik kaza davalarında zarar görenlerin ve mağdurların manevi tazminat istemi mevcut olabilmektedir. Kimlerin isteme konu olan manevi tazminat talebinde bulunabileceği Borçlar Kanunun 56. maddesinde açık olarak düzenlenmemiş ise de zarar gören “yakınlar” manevi tazminat isteminde bulunabileceklerdir. Bu makalemizde trafik kazası sonucu meydana gelen ağır yaralama ve ölüm olaylarında yakınların manevi tazminat istemlerine ve ağır bedensel zararların niteliğine ilişkin değerlendirmelerde bulanacağız. Ayrıca manevi tazminatın niteliğine ve yargıda ve pratikte manevi tazminat uygulamasına değineceğiz.
Kimler Manevi Tazminat İsteyebilir
Türk Hukukunda kural olarak yansıma (dolaylı) zararlar tanzim edilemez. Ancak ölüm ve ağır bedensel zararın varlığı halinde yakınların manevi tazminat isteme hakkı kanun koyucu tarafından düzenlenmiştir. Kanun koyucu tarafından yakınlara tanınan manevi tazminat hakkından kimlerin yararlanabileceği açıkça düzenlenmemiş ise de Yargıtay kararlarına göre;
- Eşin manevi tazminat isteme hakkı
- Çocukların manevi tazminat isteme hakkı
- Yetişkin çocukların manevi tazminat isteme hakkı
- Çocuklarını yitiren anne ve babanın manevi tazminat isteme hakkı
- Yaşam boyu bakıma muhtaç kişinin manevi tazminat isteme hakkı bulunmaktadır.
Ağır Bedensel Zararlar Nelerdir
Yasada her ne kadar ölenin yakınlarına manevi tazminat hakkı tanınsa da,hangi durumların ağır bedensel zararların varlığını ortaya koyacağı düzenlenmemiştir.Ancak ağır bedensel zarar gören kişinin ve yakınlarının manevi tazminat isteyebilmeleri için meydana gelen kazadan dolayı zarar görenle aynı derecede hatta ondan faha fazla etkilenmiş; yaşam koşullarının, zarar görenle birlikte köklü olarak etkilenmiş olması gerekmektedir. Kanun koyucu zarar görenin yakınlarına manevi tazminat hakkı tanımasının sebebi ise zarar görenin kısıtlanmış ve yaşam koşullarının değişmiş olmasından ötürü ona bakma yükümlülüğünü üstlenmesi ve bu nedenle yaşam biçimini değiştirmek zorunda kalmasından ötürüdür. Adalet Komisyonu Raporuna göre;
- Omurilik gelci
- Bilincin sürekli kaybı
- El-kol ve bacak kopması
- Her iki gözde de görme kaybı olarak sıralanma olup “ağır zarar” denilince “yaşam boyu bakıma muhtaç” duruma gelme hususu dikkate alınmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalara binaen zarar gören yakınlarına manevi tazminat hakkı tanıyan yasa hükmünün hazırlanış sırasında alınan Adalet Komisyon Raporunda; zarara uğrayan organların önemi, iş göremezlik oranı ,uğranılan ruhsal zararın niteliği ve sair durumların gözetilmesi gerekmektedir. O halde ağır bedensel zararı tespit ederken ve ilgili manevi tazminatın hesabında; zarar görenin mesleğine, hangi organı daha çok kullandığına, mesleği bırakma ve değiştirme zorunda kalıp kalmadığına ve yaşamının ne kadar etkilendiğine bakılacaktır.
Manevi Tazminat Davası Nasıl Açılmalı
Trafik kazası sonrası ölüm ve bedensel zararlar nedeniyle açılan hukuk davalarında mevcut manevi zararın tespiti bakımından yoğun belirsizlik olması, hakim tarafından takdir olunacak manevi tazminat bedelinin kestirilememesi sebebiyle avukatlar ve davacılar dava değerini belirlemekte zorlanmaktadırlar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında manevi tazminatın bölünemeyeceği ilkesinin gözetilmesi hak sahiplerine kısmı dava açma hakkı da sağlanamamaktadır. Ancak Anayasa Mahkemesi manevi tazminat karşı vekalet ücreti uygulamasını iptal etmiştir.Bu nedenle hak sahipleri dava değerini yüksek belirtmeleri durumunda ilgili manevi tazminat istemi toptan (külli) olarak reddedilmediği durumlar harici olmak üzere karşı vekalet ücreti ödemek zorunda kalmayacaklardır.Bu nedenlerle hak sahipleri dava açarken manevi tazminatın varlığı noktasında emin olmaları ve daha temkinli hareket etmeleri gerekmektedir.
Yakınların Ruhsal Etkilenmesi Hakkında
Yukarıda açıklamalarda belirttiğimiz üzere manevi tazminata hükmolunabilmesi için yakınların ruhsal olarak etkilenmiş olması gerekmektedir. Ancak manevi tazminat talebi bakımından “ruhsal etkilenme” olarak nitelendirilen bu kıstasta ruhsal sarsıntıların ne ölçüde olması gerektiği hususuna değineceğiz. Örnek olarak çocuğu kaza geçirmesi sebebiyle hastaneye kaldırıldığı haberini alan annenin ağır ve ruhsal ve sinirsel sarsıntıya uğraması,derin acılar ve üzüntüler ve kaygılar geçirmesidir. Çocuk sonuçta tamamen iyileşip kalıcı hasar olmasa bile annenin çektiği acılar manevi tazminat istemini haklı kılmaktadır.
Bu durumda anne manevi tazminat istemekte haklıdır. Yargıtay bir kararında trafik kazasında ağır yaralanarak yüzünde sabit eser niteliğinde iz kalan kız çocuğunun durumunun, tüm yaşı boyunca aile içinde bunu izlemek zorunda kalacak ve kızına her bakışında üzüntü duyacak olmaları sebebiyle manevi tazminata hükmedilmesi gerekeceği sonucuna varmıştır. O halde manevi tazminat isteyecek kişiler bakımından her olay kendine özgü olarak değerlendilmelidir. Bedensel zarar niteliği itibari ile “ağır” değil ise madde gerekçesi,yorumu ve Yargıtay Kararları uyarınca yakınların manevi tazminat talepleri reddedilmelidir.