
Hizmet tespit davası,işçinin fiilen çalıştığı halde işveren tarafından SGK’ya hiç bildirilmeyen ya da eksik bildirilen sürelerin iş mahkemesi kararıyla sigortalı hizmet olarak kayda geçirilmesini sağlayan davadır. Halk arasında hizmet tespiti ya da sigorta tespit davası olarak da bilinmektedir. Hizmet tespit davası, çalışmanın gerçekleştiği yılın sonundan itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır. Kazanılırsa tespit edilen prim günleri emeklilik hesabına eklenir.
Kısaca: Hizmet tespit davasında bilmeniz gerekenler
- Dayanak: 5510 sayılı Kanun m.86/9 ile 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.4 ve m.6.
- Süre: Çalışmanın geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıl. Süre zamanaşımı değil, hak düşürücüdür; 2021 yılında sona eren çalışmalar için son gün 31 Aralık 2026’dır.
- Ön şart: Arabulucuya ve SGK’ya önceden başvurmak zorunlu değildir.
- Görevli mahkeme: İş mahkemesi. Hizmet tespit davası işverene karşı açılır, Sosyal Güvenlik Kurumu davaya katılır.
- İspat: Her türlü delil kullanılabilir; bordro tanıkları ve komşu işyeri çalışanları en güçlü delillerdendir.
- Sonuç: Hizmet süresi ve kazanç SGK kayıtlarına işlenir; işverenden prim, gecikme zammı ve idari para cezası istenir.
Hizmet Tespit Davası Nedir ?
Sigortalı çalıştırılan her işçi, işveren tarafından işe başladığı gün Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) bildirilmeli ve her ay gerçek gün sayısı ile gerçek ücret üzerinden prim ödenmelidir. Uygulamada ise işçinin Kuruma hiç bildirilmediği, işe girişinin aylar sonra yapıldığı, çıkışının erken verildiği ya da asgari ücret üzerinden eksik gün gösterildiği sıkça görülür. Kayıt dışı kalmış bu süreler, hizmet tespit davası sayesinde mahkeme kararıyla ispatlanır ve sigortalılık siciline işlenir.
Aynı dava uygulamada hizmet tespiti davası, sigorta tespit davası, sigortalılık tespiti (sigortalılığın tespiti) davası, SGK hizmet tespit davası veya çalışma tespit davası adlarıyla da anılır. 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesinin 9. fıkrası, hizmet tespit davasının yasal dayanağını oluşturur. 5510 sayılı Kanun’dan (1 Ekim 2008) önce aynı kural, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79/10. maddesinde düzenlenmişti; bu nedenle eski tarihli kararlarda bu hükme de atıf yapılır. Hüküm, işverenin bildirmediği ya da Kurumun kendisinin tespit edemediği çalışmaların mahkeme kararıyla ispatlanmasına imkân tanır. Yargıtay’ın yerleşik görüşüne göre hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirir; bu yüzden hâkim, delilleri tarafların getirmesini beklemeden kendiliğinden araştırmalıdır. Bu davada izlenecek usul de “mevzuattan ziyade Yüksek Mahkeme içtihatları ile belirlenmektedir.”1
| Dava türü | Ne tespit edilir? | Tipik durum |
|---|---|---|
| Hizmet tespiti | Bildirilmeyen çalışma süresi ve prim günü | Sigortasız çalışma, geç giriş, erken çıkış |
| Sigorta başlangıcının tespiti | İlk sigortalılık tarihi | EYT için 1999 öncesi başlangıç iddiası |
| Eksik gün tespiti | Ay içinde bildirilmeyen günler | 30 gün çalışana 15 gün bildirilmesi |
| Ücret tespiti | Gerçek prime esas kazanç | Asgari ücret gösterilip farkın elden ödenmesi |
Sigorta Tespit Davası Hangi Durumlarda Açılabilir?
Hizmet tespit davası, sigortası hiç yapılmamış işçilerle sınırlı bir yol olarak düşünülmemelidir. Gerçekte yapılan çalışma Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında görünenden farklıysa, farkın türü ne olursa olsun hizmet tespitine başvurulabilir. Örneğin işçi Mart ayında işe başladığı halde işveren işe giriş bildirgesini Haziran ayında vermişse, aradaki üç ay için geriye dönük hizmet tespit davası açılabilir. Benzer şekilde işten ayrılış bildirgesinin erken verilmesi, ayın bir kısmının bildirilmemesi ya da tam gün çalışan bir sigortalının kısmi süreli çalışıyormuş gibi gösterilmesi de dava konusu yapılabilir. Kayıtlardaki farkı görmenin en kolay yolu, e-Devlet üzerinden SGK tescil ve hizmet dökümünü alıp kendi çalışma takviminizle karşılaştırmaktır. Dökümde ilgili işyerinin hiç görünmemesi, ay bazında gün sayılarının 30’un altında kalması veya giriş ve çıkış tarihlerinin gerçeği yansıtmaması, beş yıllık hak düşürücü süre dolmadan harekete geçmeniz gerektiğini gösteren başlıca işaretlerdir.
- Hiç sigorta yapılmadan, tamamen kayıt dışı çalıştırılma
- İşe giriş bildirgesinin SGK’ya geç verilmesi
- İşten ayrılışın gerçekte olduğundan erken bildirilmesi
- Ay içinde 30 günden az gün bildirilmesi
- Ücretin asgari ücret gösterilip farkının elden ödenmesi
- Bir günlük ya da çok kısa süreli çalışmaların hiç bildirilmemesi
- Sigortalılık başlangıç tarihinin (sigorta girişinin) tespit edilmesi ihtiyacı
Hizmet Tespit Davası Açma Şartları
Mahkemenin hizmet tespit davasını kabul etmesi, birkaç temel şartın aynı anda gerçekleşmesine bağlıdır. İlk şart, iddia edilen sürede gerçekten ve fiilen çalışılmış olmasıdır; yalnızca kâğıt üzerinde kalan ilişkiler ya da bir yakına yapılan yardım niteliğindeki işler yeterli değildir.
İkinci şart, çalışmanın bir işverene bağlı olarak, ücret karşılığında ve onun emir ve talimatı altında yapılmasıdır. Başka bir deyişle 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı sayılmayı gerektiren, hizmet akdine (iş sözleşmesine) dayanan bir çalışma bulunmalıdır; kendi adına iş yapan esnafın veya şirket ortağının 4/1-b (eski adıyla Bağ-Kur) sigortalılığı bu davayla değil, farklı yollarla çözülür.
Üçüncü şart, çalışmanın Sosyal Güvenlik Kurumuna hiç bildirilmemiş ya da eksik bildirilmiş olmasıdır. Dördüncü şart, beş yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmamış olmasıdır. Son şart ispattır: Çalışma tanık, belge ve resmi kayıtlarla ortaya konabilmelidir; davacının anlatımı somut bilgilerle desteklenmiyorsa mahkeme yalnızca bu beyana bakarak hüküm kurmaz.
| Şart | Kendinize sorun |
|---|---|
| Fiili çalışma | O tarihlerde işyerinde gerçekten çalıştım mı? |
| Hizmet akdi | Bir işverene bağlı, ücretli ve talimat altında mıydım? |
| Bildirim eksikliği | Hizmet dökümümde bu süre eksik mi görünüyor? |
| Hak düşürücü süre | Çalıştığım yılın sonundan itibaren 5 yıl geçti mi? |
| İspat | Beni o işyerinde gören kayıtlı bir tanık ya da belge var mı? |
Hizmet Tespiti Davalarında 5 Yıl Hak Düşürücü Süre Bulunmaktadır
Hizmet tespit davasında en kritik konu süredir. 5510 sayılı Kanun’un 86/9 maddesine göre hizmet tespit davası, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılmalıdır. Burada söz konusu olan zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir. Farkı şudur: Karşı taraf itiraz etmese bile mahkeme hak düşürücü süreyi kendiliğinden dikkate alıp uygular ve bu süre kural olarak durmaz, kesilmez. Kendi son dava gününüzü hizmet tespit davası zamanaşımı hesaplama aracımızla birkaç saniyede bulabilirsiniz.
Hak düşürücü sürenin başlangıcı, çalışmanın başladığı ya da sona erdiği gün değil, ilgili yılın 31 Aralık tarihidir. Yargıtay, aynı işverene bağlı ve kesintisiz devam eden çalışmalarda sürenin, çalışmanın sona erdiği yılın sonundan başladığını kabul etmektedir. Çalışma kesintiliyse, yani arada işten ayrılıp yeniden işe girilmişse, her çalışma dönemi için hak düşürücü süre o dönemin sona erdiği yılın sonundan ayrı ayrı hesaplanır. Bu nedenle dilekçede çalışma dönemlerinin başlangıç ve bitiş tarihleriyle, aradaki kesintiler de belirtilerek açıkça gösterilmesi gerekir. Hak kaybı yaşamamak için süre hesabını son güne bırakmayın.
Hak Düşürücü Süre Nasıl Hesaplanır? Örnekler
| Çalışma dönemi | Süre başlangıcı | Son dava tarihi | Ekim 2026 itibarıyla |
|---|---|---|---|
| Mart – Ekim 2020 | 31.12.2020 | 31.12.2025 | Süre dolmuş |
| Şubat – Kasım 2021 | 31.12.2021 | 31.12.2026 | Son aylar, acele edilmeli |
| 2018 – 2022 arası kesintisiz | 31.12.2022 | 31.12.2027 | Dava açılabilir |
| 2017 – 2018 ve 2023 – 2024 (iki ayrı dönem) | 31.12.2018 ve 31.12.2024 | 31.12.2023 ve 31.12.2029 | İlk dönem için süre dolmuş, ikinci dönem için açılabilir |
Tablodaki hesap, çalışmanın sona erdiği yıl içinde hangi ayda bittiğinden bağımsızdır. Ocak 2021’de de Aralık 2021’de de işten ayrılmış olsanız, o çalışma için son dava tarihi 31 Aralık 2026’dır. Bu kural, yıl başında sona eren çalışmalar için fiilen altı yıla yakın, yıl sonunda sona erenler için ise tam beş yıllık bir süre tanır. Hizmet tespiti süresinin hesabında en çok karşılaşılan yanlış, kesintili çalışmaların tek bir çalışmaymış gibi ele alınmasıdır. Aynı işyerinden ayrılıp yıllar sonra yeniden işe giren bir işçi için ilk çalışma dönemine ait hak düşürücü süre, ikinci dönem devam ederken dolmuş olabilir. Bu nedenle birden fazla çalışma dönemi bulunan dosyalarda her dönemin bitiş yılı ayrıca kontrol edilmeli ve süresi dolmak üzere olan dönemler için beklemeden dava açılmalıdır.
Sürenin İşlemediği İstisnai Haller
Hizmet tespiti için 5510 sayılı Kanun’un 86/9 maddesinde öngörülen beş yıllık hak düşürücü süre, çalışmanın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından hiç bilinmediği durumlar için düzenlenmiştir. Bunların başında, işveren tarafından o çalışmaya ilişkin işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmiş olması gelir. Dönem bordrosu veya aylık prim ve hizmet belgesinin (bugünkü adıyla muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin) verilmiş olması ya da çalışmanın SGK denetim elemanlarınca tespit edilmiş olması da benzer sonuç doğurabilir.
Bu durumlarda Kurum, çalışmanın varlığından zaten haberdar olduğu için beş yıllık hak düşürücü süre geçmiş olsa bile hizmet tespit davası açılabilir. Ayrıca işçinin SGK’dan işyeri ve sigortalı dosyası istenerek eski bir bildirim kaydı bulunup bulunmadığını araştırmak gerekir.
1999 Öncesi Çalışmalar ve EYT Hakkı
7438 sayılı Kanun’la getirilen düzenleme sonrasında, sigortalılık başlangıcı 8 Eylül 1999’dan önce olanlar yaş şartı aranmaksızın emekli olma imkânı elde etti. Bu nedenle 1999 öncesi hizmet tespit davası, son yıllarda en çok araştırılan konuların başına yerleşti. Ancak burada gerçekçi olmak gerekir: Kuruma hiç bildirilmemiş ve Kurumun hiçbir yolla öğrenmediği 1999 öncesi çalışmalarda asıl engel süredir: 5510 sayılı Kanun’un 86/9 (eski 506 sayılı Kanun’un 79/10) maddesindeki beş yıllık hak düşürücü süre çoğu durumda yıllar önce dolduğundan, bu tür hizmet tespit davaları genellikle bu gerekçeyle reddedilir. EYT bağlantılı talepleri ve sigorta başlangıcının tespitini 1999 öncesi çalışmalar için hazırladığımız rehberde ayrıntılı anlattık.
Buna karşılık Kurum kayıtlarında o döneme ait bir işe giriş bildirgesi bulunuyor ancak prim günü görünmüyorsa, sigortalılık başlangıcının tespiti için hizmet tespit davası açılması gündeme gelebilir. Bu davalarda da o tarihte fiilen çalışıldığı, işyeri kayıtları ve kayıtlı tanıklarla ayrıca ispat edilmelidir. Emeklilikte avantaj elde etmek için gerçeğe aykırı tespit istenmesine karşı mahkemeler özellikle dikkatlidir; bu yüzden tek bir günlük çalışma iddiasının bile güçlü delillerle desteklenmesi gerekir.
Eksik Prim Günü ve Ücret Tespiti
Sigortalı olarak kaydı yapılmış olsa da her ay günleri eksik bildirilen veya gerçek ücreti düşük gösterilen işçiler de hizmet tespit davası açabilir. Bir ay için Kuruma 30 günden az bildirim yapılabilmesi, ücretsiz izin, rapor ya da devamsızlık gibi bir nedenin varlığına ve işverenin bu nedeni belgelemesine bağlıdır. Gerçekte tam ay çalışıldığı halde eksik gün gösterilmişse, bildirilmeyen günler eksik prim günü tespiti talebiyle kayda geçirilebilir. Ücret tespiti talebinde ise sigortalının gerçek ücretinin, bildirilen prime esas kazançtan yüksek olduğu ispatlanır; bu fark, ileride bağlanacak emekli aylığının tutarını doğrudan etkiler. Gerçek ücret ortaya konurken banka kayıtlarından, tanık anlatımlarından ve meslek kuruluşlarının verdiği emsal ücret yazılarından yararlanılır. Kanun, mahkeme kararında belirtilen prim ödeme gün sayıları ile aylık kazanç toplamlarının dikkate alınacağını düzenlediğinden, hizmet tespiti kapsamındaki eksik gün ve ücret tespiti talepleri de aynı beş yıllık hak düşürücü süreye tabidir ve çoğu zaman tek bir davada birlikte ileri sürülür. Bordrodaki eksik günleri nasıl fark edeceğinizi ve gerçek ücretinizi nasıl ispatlayacağınızı eksik prim ve ücret tespiti yazımızda bulabilirsiniz.
Hizmet Tespitinde Arabuluculuk ve SGK Başvurusu Şartı
İş davalarının büyük bölümünde dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur; ancak bu zorunluluk 7036 sayılı Kanun’un 3. maddesi uyarınca işçi ve işveren alacakları, tazminatlar ve işe iade talepleriyle sınırlıdır. Zorunlu arabuluculuk burada dava şartı sayılmaz; çünkü hizmet tespit davası alacak davası niteliğinde değildir, sigortalılık süresinin tespitini amaçlar. Aynı şekilde 7036 sayılı Kanun’un 4. maddesi, sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında kuruma önceden başvurma zorunluluğu getirirken, hizmet akdine dayanan zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti taleplerini bu kuraldan açıkça ayrık tutmuştur. Bu iki kural birlikte düşünüldüğünde, hizmet tespit davası için önceden bir yere başvurmaya gerek kalmadan doğrudan görevli iş mahkemesine gidilebilir. Aynı çalışmaya dayanılarak kıdem tazminatı ya da fazla mesai gibi alacaklar da talep edilecekse tablo değişir; bu alacaklar için arabulucuya başvurmak gerekir. Uygulamada alacak talepleri, işe iade davası gibi diğer iş davalarında olduğu gibi arabuluculuk sonrası ayrı bir davayla takip edilir.
| Talep | Arabuluculuk | SGK’ya ön başvuru |
|---|---|---|
| Hizmet tespiti (sigortalılık süresi) | Zorunlu değil | Zorunlu değil |
| Kıdem, ihbar, fazla mesai alacakları | Zorunlu | Gerekmez |
| SGK işlemine itiraz (ör. emeklilik talebinin reddi) | Zorunlu değil | Zorunlu |
Sigortasız Çalıştırılan İşçinin Hakları
Sigortasız çalıştırılan ya da ücreti eksik bildirilen işçi, yalnızca hizmet tespit davası açmakla sınırlı değildir. Yargıtay, işçinin sigortasız çalıştırılmasını veya primlerinin eksik yatırılmasını, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II maddesi kapsamında işçi için haklı fesih nedeni saymaktadır. Bu durumda en az bir yıllık kıdemi bulunan işçi, iş sözleşmesini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatı talep edebilir; ihbar tazminatı ise istenemez. Kıdem tazminatı, fazla mesai alacakları, yıllık izin ve ücret alacakları için açılacak dava, hizmet tespitinden ayrı bir davadır ve öncesinde arabulucuya başvurmak zorunludur. Hizmet tespit davası açılmadan da alacak davası açılabilir; ancak alacak davasına bakan mahkeme, çalışma süresi tartışmalıysa hizmet tespit davasının sonucunu bekleyebilir. Uygulamada “sigortasız çalıştırma tazminatı” adıyla ayrı bir tazminat yoktur; işverene uygulanan idari para cezası Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenir. Bununla birlikte bildirim yapılmaması nedeniyle sigortalının bir sosyal güvenlik hakkını kaybettiği durumlarda, uğranılan zararın tazmini somut olaya göre ayrıca değerlendirilebilir. Haklı fesih, alacak davası ve başvuru yolları için sigortasız çalışan işçinin haklarını anlatan rehberimize göz atabilirsiniz.
Hizmet Tespiti Davasının Sonucu ve Kararın Etkisi
Hizmet tespit davası kabul edilirse, mahkemenin tespit ettiği süreler sigortalının SGK hizmet dökümüne eklenir. Böylece prim gün sayısı ve sigortalılık süresi artar, ücret tespiti de yapılmışsa prime esas kazanç gerçek ücrete göre düzeltilir. Bu sonuç, emeklilik için gereken prim günü ve sigortalılık süresi şartlarının daha erken tamamlanmasını sağlayabilir ve bağlanacak emekli aylığının tutarını yükseltebilir. Bildirim yapılmaması ise sigortalının “emekliliğin gecikmesine ve/veya düşük yaşlılık aylığı almasına” yol açar.
Tespit edilen sürenin, sigortalının hiç kaydı bulunmayan bir dönemde ilk çalışma olması halinde sigortalılık başlangıç tarihi de öne çekilebilir; bu durum emeklilik yaşı ve EYT gibi düzenlemeler bakımından belirleyici olabilir. Ölüm veya malullük aylığı gibi haklar açısından da eksik kalan hizmet süreleri tamamlanmış olur. Hizmet tespiti kararının etkisi yalnızca davacıyla sınırlı kalmaz; işyerinde benzer şekilde bildirilmeyen ya da eksik bildirilen diğer çalışanların durumu da Kurum incelemesine konu olabilir. Tespit edilen döneme ait primler işverenin sorumluluğundadır; davacı sigortalı bu primleri ödemekle yükümlü değildir.
İşverenin Ödeyeceği Prim ve İdari Para Cezaları
Hizmet tespit davası sonunda verilen karar kesinleşip Kuruma ulaştığında, tespit edilen sürelere ait primler işçi ve işveren hisseleriyle birlikte Kurum tarafından işverenden istenir. Bu primlere, ödenmesi gereken tarihten itibaren gecikme cezası ve gecikme zammı da eklenir; bu nedenle eski yıllara ait tespitlerde toplam tutar, asıl prim borcunun çok üzerine çıkabilir. Prim, gecikme zammı, idari para cezası ve taksitlendirme seçeneklerini sigortasız işçi çalıştırma cezasını ve işverenin ödeyeceği tutarları anlattığımız yazıda ele aldık.
Ayrıca 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesi uyarınca, işe giriş bildirgesinin verilmemesi ve aylık prim ve hizmet belgesinin eksik verilmesi gibi yükümlülük ihlalleri için idari para cezası uygulanır. Bu cezaların tutarı, ihlal tarihindeki asgari ücrete ve ihlalin türüne göre belirlendiğinden, sabit bir hizmet tespiti davası ceza hesaplaması yapmak mümkün değildir. Kayıt dışı istihdam tespit edilen işverenler, belirli bir süre prim teşviklerinden de yararlanamayabilir. Bu yük sigortalının sırtına yüklenemez: İşveren sonradan ücretten kesinti yapamaz, işçiden prim farkı da isteyemez.
Hizmet Tespit Davası Nasıl Açılır? Dilekçede Neler Yer Almalı?
Hizmet tespit davası, işverenin yerleşim yerindeki ya da işin yapıldığı yerdeki yetkili iş mahkemesine bir dilekçe verilerek açılır. Hizmet tespit davası dilekçesinde davacı sigortalı ve davalı işverenin bilgileri ile SGK’nın ihbar edilecek kurum olarak gösterilmesi, çalışma başlangıç ve bitiş tarihleri, yapılan iş, çalışma saatleri ve gerçek ücret açıkça yazılmalıdır. Hak düşürücü süre yönünden çalışma dönemlerinin ayrı ayrı gösterilmesi, delillerin ve tanıkların listelenmesi de hizmet tespit davasının sağlıklı ilerlemesi için gereklidir.
Hizmet tespiti dilekçesinin talep bölümünde ne istendiği net olmalıdır: hizmet süresinin, prim ödeme gün sayısının ve prime esas kazancın tespiti ile bu bilgilerin SGK kayıtlarına işlenmesi. Parantez içindeki alanları kendi bilgilerinizle doldurabileceğiniz, doldurmaya hazır Hizmet Tespit Dilekçe Şablonumuzu ayrı bir sayfada paylaştık; sayfada dilekçe eklerini ve sık yapılan hataları da bulabilirsiniz. Şablon her dosyaya birebir uymayabilir; alt işveren ilişkisi, kapanmış şirket, eksik gün veya ücret tespiti gibi özel durumlarda dilekçenin ayrıca uyarlanması gerekir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
Hizmet tespiti davalarında görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesi, sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıkları da iş mahkemelerinin görev alanına bırakır; bulunulan yerde ayrı bir iş mahkemesi yoksa hizmet tespit davası, iş mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür. Görev kuralı kamu düzenine ilişkin olduğundan başka bir mahkemede açılan dava için görevsizlik kararı verilir ve yargılama gecikir. Yetkili mahkeme ise aynı Kanun’un 6. maddesine göre belirlenir: Hizmet tespit davası, davalı işverenin dava tarihindeki yerleşim yerindeki ya da işin yapıldığı yerdeki iş mahkemesinde açılabilir.
Davanın Tarafları: Kim Açar, Kime Karşı Açılır?
Hizmet tespiti davasında davacı, 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında çalıştığı hâlde Kuruma hiç bildirilmeyen ya da eksik bildirilen sigortalı işçidir. Sigortalı ölmüşse, tespit edilecek hizmet süresi ölüm aylığı hakkını doğrudan etkileyebileceğinden hak sahipleri ve mirasçılar da dava açmakta hukuki yarar sahibi olabilir. Davalı, hizmet akdinin tarafı olan işverendir: İşveren şirketse şirket tüzel kişiliği, gerçek kişiyse kendisi, ölmüşse mirasçıları davalı gösterilir. Şirket ticaret sicilinden silinmişse, davanın doğru kişiye yöneltilebilmesi için önce şirketin ihyası gerekebilir. Alt işveren ilişkisinde asıl işveren de davaya dahil edilebilir. Sosyal Güvenlik Kurumu ise davalı değil, hizmet tespit davası kendisine ihbar edilerek fer’î müdahil sıfatıyla yargılamaya katılan taraftır.
Hizmet Tespiti Davası Ne Kadar Sürer?
Hizmet tespiti davasının ne kadar süreceği; dinlenecek tanık sayısına, Kurumdan ve diğer kamu kurumlarından istenen kayıtların ne zaman geldiğine, gerekirse bilirkişi incelemesine ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Bu nedenle her dosya için geçerli kesin bir yargılama süresi vermek mümkün değildir. İlk derece mahkemesinin kararına karşı bölge adliye mahkemesinde istinaf, ardından Yargıtay’da temyiz yoluna gidilebilir. Davanın kabulüyle tespit edilen süreler karar kesinleştikten sonra sigortalının Kurumdaki kayıtlarına işlendiğinden, istinaf ve temyiz aşamaları da toplam dava süresine eklenir. Yargılamanın uzaması hak düşürücü süre bakımından sorun yaratmaz; önemli olan davanın süresi içinde açılmış olmasıdır.
Hizmet Tespitinde İspat: Bordro Tanığı, Komşu İşyeri ve Resmi Kayıtlar
Hizmet tespit davası kamu düzenine ilişkin olduğundan hizmet akdine dayalı fiili çalışma her türlü delille ispatlanabilir ve hâkim delilleri re’sen toplar. Mahkeme yine de soyut anlatımlarla yetinmez; tanık beyanlarının işyeri kayıtları ve resmi belgelerle örtüşüp örtüşmediğine bakar. Bu yüzden davalı işverenin çalışmayı kabul etmesi ya da sigortalının yakınlarının anlatımı, davayı kazanmak için tek başına yeterli sayılmaz.
Bordro tanığı, davacının çalıştığını söylediği dönemde aynı işyerinde sigortalı olarak kayıtlı çalışan ve adı bordrolarda, işe giriş bildirgelerinde ya da aylık prim ve hizmet belgelerinde görünen kişidir. Komşu işyeri tanığı ise aynı dönemde yakındaki işyerlerinde kayıtlı çalışan ya da o işyerlerini işleten kişidir. Bu kişilerin o tarihte gerçekten orada bulunduğu Kurum kayıtlarıyla doğrulanabildiği için Yargıtay, beyanlarını daha güvenilir kabul eder.
| Delil | Neyi gösterir? | Nereden getirtilir? |
|---|---|---|
| Bordro tanığı | Aynı işyerinde aynı dönemde sigortalı çalışıldığını | İşverenin Kurumdaki işyeri dosyası ve ücret bordroları |
| Komşu işyeri tanığı | İşyerinin faaliyetini ve davacının orada çalıştığını | O işyerlerinin Kurum kayıtları |
| Resmi kayıtlar | İşyerinin o tarihte açık olduğunu ve çalışan sayısını | SGK işyeri tescil ve sicil kayıtları, vergi dairesi, belediye, meslek odası |
| Denetim raporu | Kayıt dışı çalışmanın resmi tespitini | Kurum müfettişi veya denetmen tutanakları |
| Yazılı belgeler | Ücret ödemesini ve hizmet akdinin varlığını | Hesap hareketleri, yazışmalar, işyeri belgeleri |
Yargıtay Kararları Ne Diyor?
Hizmet tespit davasında ispat ve usul kuralları büyük ölçüde Yargıtay kararlarıyla şekillenmiştir. Aşağıdaki kararlar, mahkemenin neleri araştırması gerektiğini ve davanın nasıl kurulacağını özetler:
| Karar | İlke |
|---|---|
| Yargıtay 10. HD, 23.02.2022, 2021/11256 E., 2022/2406 K. | Hizmet tespiti davası kamu düzenine ilişkindir; taraflar her türlü delile dayanabilir, mahkeme delilleri kendiliğinden araştırarak toplar. |
| Yargıtay 10. HD, 09.11.2023, 2023/7659 E., 2023/11083 K. | Mahkeme davacıya ilişkin belge ve kayıtları işverenden istemeli; işyerinin Kurumdaki dosyası, ücret bordroları ve puantaj kayıtları getirtilmeli, bordrolarda adı geçen sigortalılar tanık olarak dinlenmeli, Kurum müfettiş incelemesi yapılıp yapılmadığı sorulmalıdır. |
| Yargıtay 10. HD, 29.09.2021, 2021/7683 E., 2021/11286 K. | Dilekçede yalnızca belirli dönemdeki çalışmanın tespiti istense bile, talebin niteliği gereği prim ödeme gün sayısının tespiti de istenmiş sayılır. |
| Yargıtay 10. HD, 05.10.2023, 2023/7660 E., 2023/9320 K. | Sigortalılık için işe giriş bildirgesinin bulunması tek başına yetmez; kişinin fiilen çalışmış olması da gerekir. |
| Yargıtay 10. HD, 28.10.2021, 2021/293 E., 2021/13147 K. | İşyerinde işveren olarak bulunanlar zorunlu dava arkadaşıdır; dava yalnızca Kuruma karşı açılmışsa işverenin de davaya dahil edilmesi gerekir. |
Kısacası hizmet tespiti davasında mahkeme yalnızca tarafların getirdiği belgelerle yetinmez, gerçek çalışmayı kendisi de araştırır. Yine de davanın işverene karşı doğru kurulması ve fiili çalışmanın somut delillerle desteklenmesi sonucu doğrudan etkiler.
Sık Sorulan Sorular ve Cevapları
Hizmet tespit davası kaç yıl içinde açılır?
Hizmet tespit davası, çalışmanın geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıl içinde açılmalıdır. Kesintisiz çalışmalarda süre, çalışmanın sona erdiği yılın sonundan başlar; örneğin 2021’de sona eren bir çalışma için son gün 31 Aralık 2026’dır. Bu süre hak düşürücüdür ve mahkemece kendiliğinden dikkate alınır.
Hizmet tespit davasında arabuluculuk zorunlu mu?
Hayır. Zorunlu arabuluculuk işçilik alacakları, tazminatlar ve işe iade talepleriyle sınırlıdır. Hizmet tespit davası doğrudan iş mahkemesinde açılır; aynı çalışmaya dayanan alacaklar için ise arabulucuya başvurmak gerekir.
Hizmet tespit davası kime karşı açılır, SGK davalı mı?
Hizmet tespit davası işverene karşı açılır; alt işveren ilişkisi varsa asıl işveren de davaya dahil edilebilir. SGK davalı gösterilmez; dava Kuruma ihbar edilir ve SGK fer’î müdahil olarak katılır.
Hizmet tespit davasına hangi mahkeme bakar?
Hizmet tespiti davaları iş mahkemesinin görev alanındadır; bulunulan yerde iş mahkemesi yoksa dava asliye hukuk mahkemesinde görülür. Yetkili mahkeme, işverenin yerleşim yeri ya da işin yapıldığı yer mahkemesidir.
Hizmet tespit davası için gerekli evraklar nelerdir?
Hizmet tespiti için nüfus cüzdanı, e-Devlet’ten alınan SGK hizmet dökümü, işyerinin unvanı ve adresi, çalışma tarihleri ile ücret bilgisi ve tanıkların ad-adres bilgileri yeterlidir. Varsa banka dökümleri, yazışmalar ve fotoğraflar da eklenir; eksik belgeler mahkeme aracılığıyla istenebilir.
Bir günlük çalışma için dava açılabilir mi?
Evet, hak düşürücü süre içinde olmak ve ispat edilmek şartıyla bir günlük çalışma da hizmet tespit davasıyla tespit edilebilir. Özellikle sigortalılık başlangıcını belirleyen kısa çalışmalar için bu davalar açılır; ancak mahkemeler bu tür taleplerde delilleri çok dikkatli inceler.
Hizmet tespit davasını kazanan var mı?
Evet. Çalışmasını ispatlayan sigortalılar lehine tespit kararları verilmekte ve bu kararlar Yargıtay’da onanabilmektedir; örneğin dokuz yılı aşkın çalışmasının yalnızca 126 günü bildirilen bir işçinin eksik prim günlerinin tespiti onanmıştır. Sonucu belirleyen, hak düşürücü sürenin kaçırılmaması ve çalışmanın bordro tanıkları, komşu işyeri çalışanları, banka ve SGK kayıtlarıyla desteklenmesidir; yalnızca yakınların soyut anlatımına dayanan talepler reddedilebilir.
Hizmet tespit davasında hangi deliller kullanılır?
Çalışmanın ispatında delil sınırlaması yoktur; örneğin banka maaş ödemeleri, WhatsApp ve e-posta yazışmaları, puantaj ve giriş-çıkış kayıtları, servis kayıtları, işyerinde çekilmiş fotoğraflar, İSG eğitim belgeleri ve tanıklar. Mahkeme ayrıca SGK, vergi dairesi ve belediye kayıtlarını kendiliğinden getirtir; işverenin davayı kabul etmesi tek başına yeterli sayılmaz.
Hizmet tespit davasında sadece tanıkla ispat mümkün mü?
Tanık beyanları hizmet tespiti davalarında çok önemlidir; ancak kayıtlarla desteklenmeyen, soyut tanık anlatımlarıyla yetinilmez. Yargıtay, aynı işyerinde kayıtlı çalışan bordro tanıkları ile komşu işyerlerinin kayıtlı çalışanlarının beyanlarına ve bunların SGK kayıtlarıyla uyumuna özellikle önem verir.
Sigorta yapmayan işverene karşı ne yapılabilir?
SGK’ya veya ALO 170 hattına şikâyette bulunulabilir, hizmet tespit davası açılabilir ve sigortasız çalıştırma haklı fesih nedeni olduğundan şartları varsa kıdem tazminatı istenebilir. Şikâyet, beş yıllık hak düşürücü süreyi durdurmaz.
Hizmet tespit davasında zamanaşımı var mı, geriye dönük kaç yıl istenebilir?
Kanun geçmişe dönük bir yıl sınırı koymaz; sınırı zamanaşımı değil, 5510 sayılı Kanun’un 86/9 (eski 506 sayılı Kanun’un 79/10) maddesindeki beş yıllık hak düşürücü süre çizer. Aynı işverende kesintisiz süren bir çalışmada süre, çalışmanın sona erdiği yılın sonundan başladığından o çalışmanın daha eski yıllarına ait hizmet süreleri de tespit edilebilir. Kurumun çalışmadan haberdar olduğu hâllerde, örneğin işe giriş bildirgesi verilmişse, beş yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz.
Hizmet tespit davası açmanın masrafı ne kadar?
Hizmet tespiti davaları maktu harca tabidir; dava açılırken başvurma ve peşin harç ile tanık ve tebligat giderleri için gider avansı yatırılır. Harç ve gider tutarları her yıl yeniden belirlendiğinden sabit bir rakam vermek doğru olmaz. Davayı kaybeden taraf, yargılama giderlerinden ve karşı tarafın vekâlet ücretinden sorumlu tutulur.
Kaynaklar
1 Hüseyin Konak, Yargıtay Kararları Işığında Hizmet Tespiti Davalarında İspat Sorunu, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Kültür Üniversitesi, 2024, Özet (YÖK Tez No: 853102). ↑
- Merve Elif Tarhanacı, Türk hukukunda hizmet tespit davaları, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Medipol Üniversitesi, 2024 (YÖK Tez No: 910522).
- Naciye Esen, Hizmet tespit davalarında prime esas kazancın tespiti, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, 2025 (YÖK Tez No: 982138).