İş hukuku
Kıdem Tazminatı Davası Ne Kadar Sürer? Süreç ve Faiz

Kıdem tazminatı davası ne kadar sürer sorusunun herkes için geçerli tek bir cevabı yoktur. Süre; arabuluculuk sonucuna, ücretin ve çalışma süresinin tartışmalı olup olmamasına, hesap bilirkişisine gidilip gidilmemesine göre değişir. İyi haber şu: kıdem tazminatına kanunda özel bir faiz öngörülmüştür. Bu yazıda kıdem tazminatı hakkı için açılan davanın aşamalarını, süreyi uzatan noktaları ve faizin nasıl işlediğini anlatıyoruz.
Kıdem Davasında Süreç Nasıl İşler?
Kıdem tazminatı nedir sorusuna kısaca cevap vermek gerekirse: iş sözleşmesinin sona ermesi hâlinde, kanundaki şartları taşıyan işçiye çalıştığı her tam yıl için otuz günlük ücreti tutarında ödenen paradır. Kıdem tazminatı, 1475 sayılı İş Kanunu’nun hâlâ yürürlükte olan 14. maddesine dayanır. Kural olarak en az bir yıl çalışmış ve iş sözleşmesi kanunda sayılan sebeplerden biriyle sona ermiş işçiye ödenir. Kıdem tazminatı ödenmezse dava süreci şöyle işler: önce zorunlu arabuluculuk süreci, anlaşma sağlanamazsa iş mahkemesinde dava, karar ve gerekirse kanun yolu.
Genel aşamaları ve her birinin kanuni sürelerini iş davası ne kadar sürer yazımızda ayrıntılı anlattık. Burada kıdem davasına özgü noktalara odaklanıyoruz. Çünkü kıdem uyuşmazlıklarında yargılamanın süresini en çok belirleyen etken, hesaba esas alınacak bilgilerin tartışmalı olup olmadığıdır.
Davanın süresinden önce açılma süresine de dikkat etmek gerekir. İş Kanunu Ek m.3’e göre kıdem tazminatında zamanaşımı süresi beş yıldır. Bu konuyu kıdem tazminatı davası açma süresi başlıklı ayrı yazımızda ele aldık.
Zamanaşımı Ne Zaman Başlar?
Zamanaşımı süresi, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. İhbar tazminatı ve yıllık izin ücreti için de zamanaşımı süresi beş yıldır. Arabulucuya başvurulması zamanaşımını durdurur, dava açılması ise keser. Zamanaşımı mahkemece kendiliğinden dikkate alınmaz; işveren zamanaşımı def’inde bulunursa incelenir. Fesihten sonra uzun süre beklemek, dava hızlı ilerlese bile alacağı tehlikeye atabilir; zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılan davada işveren bu def’i ileri sürerse, kıdem tazminatı hakkı doğmuş olsa bile talep reddedilir.
Kıdem Tazminatına Hak Kazanma Şartları
Yargılamanın süresini etkileyen ilk soru, işçinin kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığıdır. Bunun için iki şart birlikte aranır: işçinin aynı işverene bağlı olarak en az bir yıl çalışmış olması ve iş sözleşmesinin kanunda sayılan hâllerden biriyle sona ermesi. Bu iki şart birlikte gerçekleştiğinde işçi kıdem tazminatına hak kazanır; kıdem tazminatı hakkının doğduğu ve tazminatın istenebilir hâle geldiği tarih, sözleşmenin sona erdiği tarihtir. Kıdem ve ihbar tazminatı iş hukuku uygulamasında çoğu dosyada birlikte istenir; ancak ihbar tazminatı ayrı bir şarta, bildirim süresine uyulmadan yapılan feshe bağlıdır.
- İşverenin feshi: İşveren tarafından işten çıkarılan işçi, çıkış nedeni 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II’deki ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hâllerden biri değilse kıdem tazminatı alabilir.
- İşçinin haklı nedenle feshi: Ücretin ödenmemesi gibi İş Kanunu m.24’te sayılan haklı nedenlerle sözleşmeyi fesheden işçi kıdem tazminatına hak kazanır.
- Askerlik nedeniyle ayrılma: Muvazzaf askerlik hizmeti nedeniyle işten ayrılan işçi kıdem tazminatı talep edebilir.
- Emeklilik: Yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı ya da toptan ödeme almak amacıyla işten ayrılan işçi de kıdem tazminatı alabilir.
- Evlilik nedeniyle ayrılma: Kadın işçi, evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendi arzusuyla işten ayrılırsa kıdem tazminatı alabilir.
- Ölüm: İşçinin ölümü hâlinde kıdem tazminatı yasal mirasçılarına ödenir.
Bu şartlardan biri tartışmalıysa, örneğin işveren işçinin istifa ettiğini ya da devamsızlık yaptığını ileri sürüyorsa, mahkeme önce iş sözleşmesinin nasıl sona erdiğini ve feshin hukuki niteliğini inceler. Tanık dinlenmesi ve işyeri kayıtlarının getirtilmesi gerektiğinden bu dosyalar daha uzun sürer. İşveren feshinin haksız olduğu durumları haksız fesih tazminatı yazımızda anlattık.
Arabuluculuk Kıdem İçin Zorunlu mu?
Evet. Arabuluculuğun dava şartı olduğu uyuşmazlıklar kanunda “Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalar” olarak belirtilmiştir. Bu kural 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nda yer alır. Kıdem tazminatı da kanuna dayanan bir tazminat olduğundan zorunlu arabuluculuk kapsamındadır; dava açmadan önce arabulucuya başvurmak gerekir.
Arabuluculukta geçen süre işçiye zarar vermez. Büroya başvurulduğu andan son tutanağın imzalandığı güne kadar zamanaşımı durur; bu dönemde hak düşürücü süre de işlemez. Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde başvuruyu sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla bir hafta uzatılabilir. Yani arabuluculuk süreci kural olarak en geç dört haftada tamamlanır.
Arabuluculukta anlaşma sağlanırsa dava açılmadan uyuşmazlık biter. Bu nedenle bu aşamayı bir formalite gibi görmemek, alacak kalemlerini ve kıdem tazminatı hesaplama sonucunu hazırlıklı sunmak gerekir. Anlaşma belgesinde yer alan alacak ve haklar için sonradan dava açılamayacağından, tarafların üzerinde uzlaştığı tutar kalem kalem kontrol edilmelidir. Anlaşma olmazsa son tutanakla dava açılır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Arabuluculuk son tutanağı anlaşmama yönünde düzenlenirse dava iş mahkemesinde açılır. İş mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar. 7036 sayılı Kanun’a göre dava, davalı işverenin yerleşim yeri mahkemesinde ya da işin yapıldığı yer mahkemesinde açılabilir. Görev veya yetki itirazı nedeniyle dosyanın başka mahkemeye gönderilmesi süreyi uzatacağından doğru mahkemenin baştan seçilmesi önemlidir.
İş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır. Bu usulde dilekçe aşaması kısadır ve deliller dava dilekçesiyle birlikte gösterilmelidir. Bu nedenle dava dilekçesinde talep edilen kıdem tazminatı, işe giriş ve çıkış tarihleri, son brüt ücret, ücrete eklenen düzenli ödemeler ve sözleşmenin sona erme şekli açıkça yazılmalı; bordro, banka dökümü, SGK kayıtları ve tanık listesi baştan sunulmalıdır. Bu bilgilerin yer aldığı hazır bir şablonu kıdem tazminatı dava dilekçesi örneği sayfamızda bulabilirsiniz.
Giydirilmiş Ücret Neden Tartışılır?
Kıdem tazminatı, işçinin her tam yılı için otuz günlük ücreti üzerinden hesaplanır. Burada esas alınan ücret çıplak maaş değildir. Hesapta işçinin eline geçen net tutar değil, brüt tutar esas alınır; daha doğrusu ölçü, giydirilmiş brüt ücrettir.
Giydirilmiş ücrete yol, yemek, ikramiye, prim gibi ödemeler eklenir. Ancak her ödeme eklenmez: Ücret eklentisi niteliğindeki bir ödeme, yalnızca sürekli olarak yapılıyorsa giydirilmiş brüt ücrete katılabilir ve böylece kıdem tazminatı hesabına yansır. Arada bir yapılan ödemeler bu hesaba girmez.
Kıdem davalarında en çok zaman alan tartışma genellikle burada çıkar. İşçi bordroda gösterilenden fazla ücret aldığını söylüyorsa ya da bazı ödemelerin sürekli olduğunu ileri sürüyorsa, bunun tanık, banka kaydı veya emsal ücret araştırmasıyla ispatlanması gerekir. Bu araştırmalar ve yazışmalar da süreye eklenir.
Kıdem Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
Kıdem tazminatı, her tam çalışma yılı için otuz günlük giydirilmiş brüt ücret üzerinden hesaplanır; yıldan artan süreler de oranlanarak hesaba katılır. Örneğin üç yıl altı ay çalışan işçinin tazminatı üç buçuk yıl üzerinden bulunur. Hesapta işçinin işten ayrılırken aldığı son brüt ücret esas alınır. Kıdem tazminatı talep edilirken çalışma süresi yıl, ay ve gün olarak ayrı ayrı gösterilmelidir; çünkü kıdem tazminatı hesaplama işlemi doğrudan giriş ve çıkış tarihlerine dayanır.
Kıdem süresi belirlenirken aynı işverene ait bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilir. Ara verilerek çalışılan dönemlerin birleştirilip birleştirilmeyeceği ise önceki dönemin nasıl sona erdiğine ve o dönem için tazminat ödenip ödenmediğine göre değişir. Kesintili çalışmaların ya da işyeri devrinin bulunduğu dosyalarda kayıtların toplanması zaman alır.
Hesaplanan tutar, kıdem tazminatı tavanıyla sınırlıdır. Tavan dönemsel olarak güncellendiğinden işçinin işten ayrıldığı dönemde geçerli tutara bakmak gerekir. Kıdem tazminatından gelir vergisi ve sigorta primi kesilmez, yalnızca damga vergisi kesilir.
Hesap Bilirkişisi Ne Zaman Gerekir?
Kıdem tazminatı hesabı basit görünse de birçok değişkene bağlıdır. Mahkeme önce hesaba esas bilgileri netleştirir. Taraflar işçinin gerçekte ne kadar ücret aldığını tartışıyorsa, ilk iş bu uyuşmazlığı çözmektir. Ardından çalışma süresi SGK kayıtları ve tanıklarla, diğer kazançlar ise işyeri ve banka kayıtlarıyla belirlenir.
Kıdem süresi ve ücret tartışmasız olduğunda hesap, UYAP’taki hesaplama aracıyla mahkemece de yapılabilir. Böyle dosyalarda bilirkişiye gerek kalmayabilir ve süre kısalır. Karmaşık dosyalarda ise dosya hesap bilirkişisine gönderilir; rapor tebliğ edildikten sonra taraflar HMK m.281’e göre iki hafta içinde itiraz edebilir.
Bilirkişi raporunun ek rapora gerek bırakmayacak şekilde hazırlanması süreyi doğrudan etkiler. Tartışmalı noktalarda bilirkişinin yapması gereken, “hukuki ihtilaflar konusunda görüş ve yargı bildirmeksizin, ek rapora sebebiyet vermeyecek şekilde; hukuki ihtilaflarda hâkimin verebileceği her türlü kararı gözeterek seçenekli hesap yapmaktır.”1 Seçenekli hesap, mahkemenin hangi görüşü benimserse benimsesin yeniden rapor beklemeden karar verebilmesini sağlar.
Sigortasız ya da eksik gösterilen çalışma dönemleri varsa durum farklılaşır. Bu dönemlerin kıdeme eklenmesi için ayrıca hizmet tespiti gerekebilir ve bu da kıdem davasının süresini etkileyebilir. Ayrıntılar için hizmet tespiti davası yazımıza bakabilirsiniz.
Kıdem Davasında İspat Yükü
Kimin neyi ispatlayacağı, yargılamanın ne kadar uzayacağını da belirler. Tarafların ispat yükü Türk Medeni Kanunu m.6’daki genel ilkeye dayanır: her taraf, hakkının dayandığı olguyu ispatlamakla yükümlüdür. Kıdem davasında bu ilke şöyle uygulanır:
- Gerçek ücret: Bordrodakinden yüksek ücret aldığını ileri süren işçi bunu ispat etmelidir. Banka kayıtları, tanık anlatımları ve emsal ücret araştırması burada önem taşır.
- Tazminatın ödendiği: Kıdem tazminatının ödendiğini işveren ispat etmelidir. Bu, kural olarak banka kaydı veya imzalı belgeyle gösterilir.
- Sona erme nedeni: Haklı fesih iddiasında bulunan taraf bu nedeni ispat etmelidir. İşveren, işçinin istifa ettiğini ya da iyi niyet kurallarına aykırı davrandığını ileri sürüyorsa bunu kanıtlamalıdır.
Tanıkların farklı duruşmalarda dinlenmesi veya başka yerdeki tanıklar için istinabe yoluna gidilmesi duruşma aralarını uzatır. Delillerin dava dilekçesinde eksiksiz gösterilmesi, mahkemenin ek süre vermesine gerek bırakmaz.
İstinaf Aşaması Kıdem Davasını Uzatır mı?
İlk derece mahkemesinin kararına karşı taraflar, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilir. Kıdem davalarında kanun yolunda en sık tartışılan konular kıdem süresi, ücret ve hesap yöntemidir.
Hesap bilirkişisiyle ilgili bir kararında Yargıtay 9. Hukuk Dairesi (11.3.2019 tarihli, 2015/32108 E., 2019/5191 K.), bilirkişinin seçenekli hesap yaptığı dosyada mahkemenin tercihinin gerekçede tartışılmadığını ve hizmet süresinin eksik inceleme ile kabul edildiğini belirterek kararı bozmuştur.
Bozma hâlinde dosya ilk derece mahkemesine döner ve eksik araştırma tamamlanır. Yargılamayı en çok uzatan durumlardan biri budur. Bu nedenle çalışma süresi ve ücretle ilgili delillerin ilk derece aşamasında eksiksiz sunulması gerekir.
Belirsiz Alacak Davası Hâlâ Açılabilir mi?
Hayır. 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, HMK m.107’deki belirsiz alacak davasını kaldırdı. Kıdem tazminatı artık kısmi dava olarak, şimdilik bir tutar gösterilip fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak istenir. Bilirkişi raporundan sonra talep, HMK m.109/4 uyarınca aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat sona erene kadar artırılır; artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Dilekçe örneği için işçi alacağı dava dilekçesi örneği sayfamıza bakabilirsiniz.
31 Temmuz 2026’dan önce açılmış davalarda ise eski kural uygulanır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Eylül 2020 tarihli içtihat yazısında kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı ve yıllık izin ücreti alacağının “kural olarak belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği, sadece kıdem ve ihbar tazminatının, hesaplamaya esas alınacak sosyal alacakların miktarının belirlenmesinin işverence sunulacak belgelerle belirlenecek olması halinde, belirsiz alacak davasına konu edilebileceği belirtilmiştir.”2
Yanlış dava türü seçilirse dava usulden reddedilebilir ve işçi zaman kaybeder. Bu nedenle dava türü, dosyadaki belgeler incelenerek dava açılmadan önce belirlenmelidir.
Kıdem Tazminatına Hangi Faiz İşler?
Dava uzadığında işçinin en çok endişe ettiği konu, alacağın değer kaybıdır. Kıdem tazminatında kanun bu konuda işçiyi korur: İş Kanunu’nun (1475 sayılı) 14. maddesine göre bu alacak için mevduata uygulanan en yüksek oranda faiz istenebilir ve bu faiz, iş sözleşmesinin bittiği günden itibaren hesaplanır.
Yani faiz, davanın açıldığı tarihten değil fesih tarihinden işlemeye başlar. Bu özel faizin amacı da açıklanmıştır: “Hüküm ayrıca işçileri uzun süren yasal işlemlerden kaynaklanan mali zorluklardan korumayı amaçlamaktadır.”3 Aynı sayfada aktarıldığı üzere Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2001/4160, K.2001/4090, T.19.03.2001 sayılı kararında fesih tarihinde yürürlükte olan en yüksek mevduat faiz oranını esas almıştır.
Bu, dava uzasa bile kıdem tazminatı alacağının faiziyle birlikte ödeneceği anlamına gelir. Yine de faiz, beklemenin yarattığı her zararı karşılamaz; süreyi kısaltmak her zaman işçinin yararınadır.
Karardan Sonra Ödeme Ne Zaman Yapılır?
Dava süreci mahkemenin kararıyla bitmez; işçi açısından önemli olan paranın eline geçmesidir. Mahkeme kıdem tazminatına hükmettiğinde para alacağına ilişkin karar, kesinleşmesi beklenmeden ilamlı icra takibine konulabilir. Ancak işveren kanun yoluna başvurup teminat göstererek icranın geri bırakılmasını isteyebilir. Bu durumda tahsilat çoğu zaman kanun yolu incelemesinin sonucuna kalır.
Karar kesinleştiği hâlde işveren borcunu ödemezse alacak icra yoluyla tahsil edilir. Kıdem tazminatının geç ödenmesi işçinin hakkını ortadan kaldırmaz; ancak işverenin mal varlığı ve icra işlemleri, paranın eline geçme süresini etkiler.
Kıdem Tazminatı Davası Ne Kadar Sürer?
Kanunda kıdem davası için toplam bir süre yazmaz. Aşağıdaki tablo, kıdem davasına özgü aşamaları ve süreyi etkileyen noktaları özetliyor.
| Aşama | Süreyi kısaltan durum | Süreyi uzatan durum |
|---|---|---|
| Arabuluculuk | Kalemlerin ve hesabın hazır olması | Tarafa ulaşılamaması |
| Ücretin tespiti | Bordro ve banka kaydının uyumlu olması | Elden ödeme, emsal ücret araştırması |
| Hizmet süresi | SGK kaydının tam olması | Sigortasız dönem, hizmet tespiti ihtiyacı |
| Hesap | UYAP aracıyla basit hesap | Ek rapor, seçeneksiz rapor |
| Dava türü | Doğru dava türü seçimi | Usulden ret riski |
| Kanun yolu | Kararın kesinleşmesi | İstinaf veya temyizde bozma |
Fesih sebebinin tartışmalı olması da süreyi uzatır. İşveren işçinin istifa ettiğini, işçi ise haklı nedenle feshettiğini söylüyorsa bunun tanıklarla ispatı gerekir. İstifa eden işçinin hangi durumlarda kıdem alabileceğini istifa eden işçinin kıdem tazminatı yazımızda anlattık.
Özetle kıdem davasının süresi, büyük ölçüde ücretin, kıdem süresinin ve fesih sebebinin baştan ne kadar belgelendiğine bağlıdır.
Kıdem Tazminatı Davasında Süreyi Uzatmamak İçin Dikkat Edilecekler
Uygulamada kıdem dosyalarını uzatan sorunların önemli bir kısmı, dava açılmadan önce yapılacak hazırlıkla önlenebilir.
- Bordroya girmeyen ödemeleri belgeleyin: Her ay düzenli verilen yol, yemek veya prim gibi ödemeler bordroda görünmüyorsa, banka hesap dökümleri ve bu ödemeleri bilen iş arkadaşlarının anlatımları önem kazanır.
- Sürekliliği ay ay gösterin: Giydirilmiş ücrete yalnızca düzenli ödemeler eklendiğinden, hangi ödemenin hangi aylarda yapıldığını gösteren bir döküm tartışmayı kısaltır.
- Arabuluculuğa hesapla gidin: Ücret, hizmet süresi ve ek ödemeler bu aşamada ortaya konursa anlaşma ihtimali artar; anlaşma olmazsa aynı hazırlık davada da kullanılır.
- Seçenekli hesap isteyin: Tartışmalı noktalarda bilirkişinin birden fazla ihtimale göre hesap yapması, dosyanın ek rapor için yeniden bilirkişiye gönderilmesini önleyebilir.
- Fesih tarihini kayıt altına alın: Faiz fesih tarihinden işlediği için fesih bildirimini ve işten çıkış kayıtlarını saklamak, faizin başlangıcı konusunda çıkabilecek tartışmayı önler.
Sık Sorulan Sorular
Kıdem tazminatı davası ne kadar sürer?
Kanunda toplam bir süre yazmaz. Ücret, hizmet süresi ve fesih sebebi tartışmasızsa süreç kısalır; bu konularda uyuşmazlık varsa tanık, bilirkişi ve yazışmalar süreyi uzatır.
Kıdem tazminatı için doğrudan dava açabilir miyim?
Hayır. Kıdem tazminatı kanuna dayanan bir tazminat olduğundan, kıdem tazminatını dava yoluyla istemeden önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacakları aynı başvuruda birlikte talep edilebilir.
Dava uzarsa kıdem tazminatım değer kaybeder mi?
Kıdem tazminatına mevduata uygulanan en yüksek faiz işletilir ve faiz fesih tarihinden başlar. Bu, uzayan süreye karşı işçiyi korur.
Yol ve yemek parası kıdem hesabına girer mi?
Süreklilik gösteren ve para ile ölçülebilen ödemeler giydirilmiş brüt ücrete eklenir. Arada bir yapılan ödemeler eklenmez.
Bilirkişiye gitmeden kıdem hesaplanabilir mi?
Çalışma kesintisiz sürmüşse ve ücrete ek kazanç yoksa hesap UYAP’taki araçla yapılabilir. Karmaşık dosyalarda hesap bilirkişisine gidilir.
Kıdem tazminatı davası için ne kadar sürem var?
İş Kanunu Ek m.3’e göre zamanaşımı süresi beş yıldır ve iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten başlar. Arabuluculuk süreci boyunca zamanaşımı durur.
Kıdem tazminatı taksitle ödenebilir mi?
İşveren kıdem tazminatını tek taraflı olarak taksite bölemez; işçinin kabulü olmadan taksitle ödeme mümkün değildir. Kabul edilen taksitler ödenmezse kalan tutar için yeniden hukuki yollara başvurulabilir.
Kıdem tazminatından vergi kesilir mi?
Kıdem tazminatından gelir vergisi ve sigorta primi kesilmez; yalnızca damga vergisi kesilir.
Kıdem tazminatıyla birlikte başka hangi alacaklar istenebilir?
İhbar tazminatı, ödenmeyen ücret, fazla çalışma ve yıllık izin ücreti gibi işçilik alacakları da aynı arabuluculuk başvurusunda ve aynı davada talep edilebilir. Bu alacakları işçi alacağı davası yazımızda anlattık.
Kıdem davası kaç duruşma sürer?
Sabit bir duruşma sayısı yoktur. Tanıkların dinlenmesi, bilirkişi raporunun alınması ve rapora yapılan itirazların değerlendirilmesi için genellikle birden fazla duruşma yapılır. Tanık sayısı, ek rapor ihtiyacı ve tebligat gecikmeleri duruşma sayısını artırır.
Kaynaklar
1 Engin Deniz Ergin, İş Yargılamasında Bilirkişi İncelemesi, Yüksek Lisans Tezi, Anadolu Üniversitesi, 2021, s. 80 (YÖK Tez No: 745298). ↑
2 Deniz Türkan Yüksekol, İş Yargılamasında Belirsiz Alacak Davası, Yüksek Lisans Tezi, Yeditepe Üniversitesi, 2022, s. 85 (YÖK Tez No: 724331). ↑
3 Fatih Kefelioğlu, Türk İş Hukukunda Kıdem Tazminatının Değerlendirilmesi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Beykent Üniversitesi, 2024, s. 75 (YÖK Tez No: 899939). ↑