İş hukuku
İşçi Alacağı Davası Nasıl Açılır? Arabuluculuk, Süre ve İspat

İşçi alacağı davası, ödenmeyen ücret, fazla mesai, yıllık izin, kıdem ve ihbar tazminatı gibi işçilik alacaklarının iş mahkemesinde istenmesidir. Ancak mahkemeye gitmeden önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Davanın türü, kimin neyi ispat edeceği ve zamanaşımı da sonucu doğrudan etkiler. Bu yazıda iş hukuku kurallarına göre süreci adım adım, tezlerden aldığımız bölümlerle ve sade bir dille anlatıyoruz.
Hangi Alacaklar Dava Edilebilir?
İş hukuku bakımından, iş ilişkisinden doğan ve işverenin ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği para alacaklarının çoğu bu davanın konusu olabilir. İşçilik alacağı davalarında en sık talep edilen kalemler şunlardır:
- Ücret alacağı: Ödenmeyen ya da eksik ödenen maaşlar.
- Fazla mesai ücreti: Haftalık çalışma süresini aşan çalışmaların karşılığı.
- Hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri: Hafta tatilinde ya da ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmaların karşılığı.
- Yıllık izin ücreti: İş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi hâlinde kullanılmamış izinlerin parası.
- Kıdem ve ihbar tazminatı: Sözleşmenin sona erme şekline bağlı tazminatlar.
İşten çıkarılan işçinin işe dönmek istemesi ise işe iade davası adı verilen ayrı bir yoldur; şartları ve süreleri farklıdır. İşçi, tek bir davada birden çok kalemi birlikte talep edebilir. Hangi kalemin hangi kurala bağlı olduğunu bilmek, davanın en baştan doğru kurulması için önemlidir.
Feshe Bağlı ve Bağlı Olmayan Alacaklar
İş hukukunda işçilik alacakları uygulamada iki gruba ayrılır. Feshe bağlı alacaklar, iş sözleşmesinin sona ermesiyle doğar: Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve kullanılmayan izinlerin ücreti bu gruptadır. Feshe bağlı olmayan işçilik alacakları ise işçinin çalışması devam ederken de istenebilir; ödenmeyen maaş, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri bunlara örnektir.
Feshe bağlı alacaklarda uyuşmazlık çoğunlukla iş sözleşmesinin kim tarafından ve hangi gerekçeyle feshedildiği konusunda çıkar. Kıdem tazminatına hak kazanmak için işçinin çalışma süresinin en az bir yıl olması ve sözleşmenin kanunda sayılan bir nedenle sona ermesi gerekir. İşverenin iş sözleşmesini haklı bir neden olmadan feshetmesi hâlinde işçi kıdem tazminatı isteyebilir; sözleşme sona ererken bildirim süresine uyulmadıysa ihbar tazminatı da talep edilebilir. İş Kanunu m.17’deki bildirim süreleri, işçinin hizmet süresine göre iki, dört, altı ve sekiz haftadır. İşçi, ücretinin ödenmemesi gibi m.24’te sayılan haklı nedenlerle sözleşmeyi kendisi feshederse de kıdem tazminatı isteyebilir; bu durumda ihbar tazminatı istenmez.
Önce Arabulucu: Dava Şartı Nedir?
İş Mahkemeleri Kanunu m.3 bu konuda açıktır: “Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır” Yani işçilik alacakları ve işe iade talepleriyle ilgili iş davaları açılmadan önce arabulucuya gidilmesi kanuni bir zorunluluktur.
İşçi arabulucuya hiç başvurmadan dava açarsa mahkeme işin esasına girmez ve davayı usulden reddeder. Bu da zaman kaybı demektir. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanak, dava dilekçesine eklenir. İş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat davaları ise bu zorunluluğun dışında bırakılmıştır.
Arabuluculuk Ne Kadar Sürer?
İş Mahkemeleri Kanunu m.3’e göre “Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir.” Bu kısa süre, işçinin alacağına daha hızlı ulaşmasını amaçlar.
Arabuluculuk bürosuna başvurulduğu tarihten son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur (İş Mahkemeleri Kanunu m.3/17). Bu nedenle arabuluculuk süreci, işçinin alacağının zamanaşımına uğramasına yol açmaz. Taşeron işçilerin işçilik alacakları için asıl işverene ve alt işverene birlikte dava açması hâlinde, arabuluculuk süreci de her iki işverenle yürütülmelidir.
Toplantıya Gitmemenin Sonucu
Arabulucunun daveti ciddiye alınmalıdır. Kanuna göre “Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur.”
Bu kural işçi için de, işveren için de geçerlidir. Toplantıda anlaşma sağlanırsa imzalanan anlaşma belgesindeki konular için işçi alacağı sonradan dava yoluyla talep edilemez. Bu yüzden teklif edilen tutarın tüm alacak kalemlerini karşılayıp karşılamadığı imzadan önce iyi hesaplanmalıdır.
Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı: Dava Kısmi Dava Olarak Açılır
Dava açmaya hazırlanan işçi çoğu zaman alacağının tam tutarını bilemez. Bordrolar, puantaj kayıtları ve banka dökümleri genellikle işverendedir. Bu durum için uzun süre Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.107’deki belirsiz alacak davası kullanıldı. 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun bu maddeyi yürürlükten kaldırdı. Artık işçilik alacakları kısmi dava olarak açılır: dilekçede alacağın şimdilik bir kısmı istenir ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutulur.
Bilirkişi hesabından sonra talep, HMK m.109/4 uyarınca aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat sona erene kadar artırılabilir. Artırılan kısım için zamanaşımı da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Bu artırım tek seferlik olduğundan bilirkişi raporu itirazlarla birlikte değerlendirildikten sonra yapılmalıdır. 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış belirsiz alacak davaları ise eski hükme göre görülmeye devam eder. Doldurulabilir dilekçe için işçi alacağı dava dilekçesi örneği sayfamıza bakabilirsiniz.
Önceden Açılmış Davalarda Hangi Alacaklar Belirsiz Sayılır?
31 Temmuz 2026’dan önce açılmış belirsiz alacak davalarında her alacak kalemi belirsiz sayılmaz. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin içtihat farklılıklarını gidermeye yönelik kararına göre “kural olarak kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı ve yıllık izin ücreti alacağının belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği (…) belirtilmiştir.”1 Kıdem ve ihbar tazminatı ancak hesaba esas bilgilerin işverendeki belgelerle belirlenebildiği durumlarda belirsiz alacak sayılabilir.
Fazla mesai ise farklıdır: “Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da makul bir indirim yapılacak hallerde, fazla çalışma ücretinin belirsiz alacak davasına konu edilebileceği belirtilmektedir.”2 Bu ayrım yalnızca eski davalar için önem taşır; yeni davalarda her kalem için ayrı bir “şimdilik” tutarı gösterilerek kısmi dava açılır. Fazla mesai hesabının ayrıntıları için fazla mesai alacağı rehberimize bakabilirsiniz.
İspat Yükü Kimdedir?
İspat yükü, hangi tarafın neyi kanıtlayacağını belirler. İş hukuku uyuşmazlıklarında da genel kural Türk Medeni Kanunu m.6’dır: Herkes hakkını dayandırdığı olguyu ispatlar. Ücret alacaklarında bu kural iki yönlü işler. Ödemenin yapıldığını kanıtlamak işverenin yüküdür; buna karşılık bir iş sözleşmesine dayanarak o işveren adına çalıştığını, ondan ücret alacağı olduğunu, ücretin tutarını ve eklerini ispatlamak işçiye düşer.
Kısacası işçi, o işyerinde çalıştığını ve ücretinin ne kadar olduğunu ortaya koyar. Ücretin ödendiğini ise işveren kanıtlamak zorundadır. Haftalık 45 saati aşan çalışmanın yapıldığını da işçi ispatlar. İşçinin ihtirazi kayıt koymadan imzaladığı ve fazla mesai tahakkuku içeren bordrolar varsa, bordrodakinden çok çalışıldığını yazılı delille kanıtlamak gerekir.
Yıllık izinde ise yük işverenin üzerindedir. İşçinin kanundan ve iş sözleşmesinden doğan izin günlerini kullandığını ya da bu günlerin ücretini aldığını kanıtlamak işverene düşer. İşverenin bunu genellikle izin defteri veya imzalı izin belgesiyle kanıtlaması beklenir. Kıdem ve ihbar tazminatında ise sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispatlamalıdır.
Hangi Deliller İşe Yarar?
| Alacak kalemi | İspat yükü kimde? | Tutar nasıl belirlenir? |
|---|---|---|
| Ücret | Ödendiğini işveren ispatlar | Bordro ve banka kayıtlarıyla |
| Fazla mesai | Çalışmayı işçi ispatlar | Tanık ve bilirkişi hesabıyla; makul indirim yapılabilir |
| Yıllık izin ücreti | Kullandırıldığını işveren ispatlar | İzin kayıtları ve son ücretle |
| Kıdem ve ihbar | Haklı fesih iddia eden ispatlar | Hizmet süresi ve son brüt ücretle |
İşçilerin açtığı davalarda iş sözleşmesi, bordrolar, banka dekontları, SGK kayıtları, işyeri giriş-çıkış kayıtları, mesajlar ve tanık beyanları delil olarak kullanılabilir. Ücretin ödendiği ise tanıkla değil, yazılı belgeyle kanıtlanmalıdır. Elinizdeki her belgeyi, ne kadar önemsiz görünse de saklamanız yararlı olur.
İşçilik Alacaklarında Zamanaşımı
Ücret ve ücret eklerinde zamanaşımı süresi beş yıldır (İş K. m.32, TBK m.147). Bu nedenle işçi, bugünden geriye doğru son beş yıla ait ücretlerini isteyebilir; bu beş yılın öncesine uzanan dönemin ücretleri ise istenemez. Zamanaşımı her ücretin ödenmesi gereken tarihten itibaren ayrı ayrı işler.
Yıllık izin ücreti ile kıdem ve ihbar tazminatı da İş K. Ek m.3 gereği beş yıllık zamanaşımına tabidir. İzin ücretinde ve feshe bağlı tazminatlarda zamanaşımı süresi, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Zamanaşımını mahkeme kendiliğinden dikkate almaz, işveren ileri sürmelidir; ancak buna güvenmek doğru değildir. Kıdem davasına özgü süreler için kıdem tazminatı davası açma süresi yazımızı okuyabilirsiniz.
Arabuluculuktan Sonra Dava Açma Süresi
Arabuluculukta anlaşma sağlanamadığında işçilik alacakları için kanunda ayrıca kısa bir dava açma süresi öngörülmemiştir; bu davalarda belirleyici olan zamanaşımı süreleridir. Arabuluculuk süreci boyunca duran zamanaşımı, son tutanak düzenlendikten sonra kaldığı yerden işlemeye devam eder. Yine de delillerin dağılmaması için davanın gecikmeden açılması yararlıdır.
İşçinin işe iade talebinde ise süreler çok daha kısadır: Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulmalı, anlaşma olmazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılmalıdır. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir; kaçırıldığında işe iade davası reddedilir.
Dava Öncesi Sık Yapılan Hatalar
İşçilik alacağı dosyalarında en çok sorun çıkaran nokta, sorunlar başladığında kayıt tutulmaması ve delillerin iş ilişkisi bittikten sonra aranmasıdır.
- Düzensiz ödemeleri not etmemek: Geç ya da eksik yatan maaşlar, sorun ilk başladığında tarihleriyle not edilmelidir. Bu notlar sonradan banka dökümleriyle karşılaştırılabilir.
- Mesaiyi gösteren yazışmaları silmek: Akşam çalışmalarını ve çalışma saatlerini gösteren mesajlar bu tür alacak iddialarının önemli dayanaklarıdır. Telefon değişse bile yedeklenmelidir.
- Tanık adlarını geç belirlemek: Birlikte çalışılan kişilerin tam adları, işten ayrıldıktan sonra ulaşmak zorlaşmadan kaydedilmelidir.
- Kısmi teklife hemen imza atmak: Arabuluculukta önerilen tutar, yalnızca bir kısım alacağı karşılıyorsa kabul edilmeden önce kalem kalem karşılaştırılmalıdır.
- Kalemleri tek bir tutarla istemek: Her alacak kalemi için ayrı bir “şimdilik” tutarı gösterilmezse, bilirkişi raporundan sonra yapılacak tek seferlik talep artırımı zorlaşır.
İşçi Alacağı Davası Nasıl Açılır?
- Belgeleri toplayın: Bordrolar, banka hesap dökümü, SGK hizmet dökümü, mesajlar ve tanık bilgileri.
- Alacak kalemlerini ayırın: Her kalem için ayrı bir “şimdilik” tutarı belirleyin ve fazlaya ilişkin haklarınızı saklı tutun.
- Arabulucuya başvurun: Toplantılara mutlaka katılın; anlaşma teklifini hesaplayarak değerlendirin.
- Son tutanağı alın: Anlaşma olmazsa tutanağın aslını veya onaylı örneğini dava dilekçesine ekleyin.
- İş mahkemesinde dava açın: Dilekçede kalemleri, delilleri ve tanıkları açıkça gösterin.
Mahkeme, tanıkları dinleyip bilirkişi raporunu aldıktan sonra karar verir. İş davaları basit yargılama usulüne tabidir; yine de bir işçilik alacağı davasının ne kadar süreceği bilirkişi incelemesine, tanık sayısına ve istinaf aşamasına göre değişir. Yargılamanın aşamaları için iş davası ne kadar sürer yazımıza bakabilirsiniz. Maaşı hiç ödenmeyen işçiler için ödenmeyen maaş durumunda izlenecek yollar ayrıca anlatılmıştır.
Dava Hangi Mahkemede Açılır?
İşçi ile işveren arasında iş sözleşmesinden kaynaklanan işçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş mahkemesi kurulmamış yerlerde bu davalar iş mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür. Davanın görevsiz bir mahkemede açılması hâlinde mahkeme görevsizlik kararı verir; bu da dava sürecini gereksiz yere uzatır.
Yetkili mahkeme konusunda işçinin seçim hakkı vardır: Dava, davalı işverenin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinde ya da işin yapıldığı yer mahkemesinde açılabilir. Merkezi başka bir ilde bulunan bir şirkette çalışan işçi, davasını işini yaptığı yerdeki mahkemede açabilir. Arabulucuya başvuru da karşı tarafın yerleşim yerindeki ya da işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır.
Sık Sorulan Sorular
Arabulucuya gitmeden doğrudan dava açabilir miyim?
Hayır. Ücret, izin, kıdem ve ihbar gibi işçilik alacaklarında arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Başvurmadan açılan işçi alacağı davası usulden reddedilir.
Arabuluculuk toplantısına katılmazsam ne olur?
Geçerli bir mazeret göstermeden ilk toplantıya katılmamanız ve sürecin bu yüzden sona ermesi hâlinde, davayı kazansanız bile yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulabilirsiniz.
Alacağımın tam tutarını bilmiyorum, yine de dava açabilir miyim?
Evet. Dava kısmi dava olarak açılır: her kalem için şimdilik bir tutar gösterilir, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulur ve bilirkişi hesabından sonra talep aynı davada bir kez artırılır. Belirsiz alacak davası 31 Temmuz 2026’da kaldırıldı.
Maaşımın ödenmediğini ben mi ispatlayacağım?
Siz o işyerinde çalıştığınızı ve ücret miktarınızı ortaya koyarsınız. Ücretin ödendiğini ise işveren yazılı belgeyle kanıtlamak zorundadır.
Kaç yıl geriye dönük alacak isteyebilirim?
Ücret ve ücret eklerinde dava tarihinden geriye doğru beş yıllık alacaklar istenebilir. Daha eskiye ait kalemler, işveren zamanaşımını ileri sürerse reddedilir.
Arabulucuda anlaşırsam sonradan dava açabilir miyim?
Anlaşma belgesinde yer alan konular için kural olarak yeniden dava açılamaz. Bu nedenle imzadan önce tüm kalemlerin hesaplanması önemlidir.
İşten kendim ayrıldım, kıdem tazminatı isteyebilir miyim?
Haklı bir nedene dayanmayan istifada kural olarak kıdem tazminatı istenemez. Ancak maaşın ödenmemesi gibi İş Kanunu m.24’te sayılan haklı nedenlerle iş sözleşmesini siz feshettiyseniz ve en az bir yıl çalıştıysanız kıdem tazminatına hak kazanabilirsiniz. Bu durumda ihbar tazminatı istenmez.
İbraname imzaladım, alacağımı yine de talep edebilir miyim?
Her ibraname alacağı ortadan kaldırmaz. Türk Borçlar Kanunu m.420’ye göre ibra sözleşmesinin geçerli olması için yazılı yapılması, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren en az bir ay geçmiş olması, alacağın türü ve miktarının açıkça yazılması ve ödemenin eksiksiz olarak banka aracılığıyla yapılması gerekir. Bu şartları taşımayan ibra sözleşmesi kesin olarak hükümsüzdür; böyle bir belge hukuki açıdan en fazla ödenen miktar için makbuz değeri taşıyabilir ve alacağın tamamen ödendiğini tek başına kanıtlamaz.
Sigortasız çalıştıysam alacaklarımı isteyebilir miyim?
Evet. Kayıt dışı çalışmada da işçilik alacakları istenebilir; ancak çalışmanın varlığı ve ücretin miktarı tanık, yazışma ve banka hareketleri gibi delillerle ispat edilmelidir. Sigortasız geçen sürenin SGK’ya kaydettirilmesi ise ayrı bir hizmet tespit davasının konusudur.
İşçilik alacağı davası nedir?
İşçinin iş ilişkisinden doğan ve ödenmeyen parasal haklarını (ücret, fazla mesai, yıllık izin ücreti, kıdem ve ihbar tazminatı gibi) işverenden istemek için iş mahkemesinde açtığı davadır. Bu davayı açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur.
Bu davada avukatlık ücreti nasıl belirlenir?
Avukatlık ücreti sözleşmeyle belirlenir; ancak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin altında kalamaz. Davayı kazanan taraf lehine ayrıca karşı taraf aleyhine tarifeye göre vekâlet ücretine hükmedilir.
Kaynaklar
1 Deniz Türkan Yüksekol, İş Yargılamasında Belirsiz Alacak Davası, Yüksek Lisans Tezi, Yeditepe Üniversitesi, 2022, s. 88 (YÖK Tez No: 724331). ↑
2 Deniz Türkan Yüksekol, İş Yargılamasında Belirsiz Alacak Davası, Yüksek Lisans Tezi, Yeditepe Üniversitesi, 2022, s. 127 (YÖK Tez No: 724331). ↑